Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Size melâikeye ait Meyvelerin bir parçasını daha gönderdim. Mahkeme reisi, kitaplarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli’ye iki vekâletnâme gönderdim. Burada bana şiddetli bir tecrid ve tazyîk verildiğine merak etmeyiniz; inâyet‑i Rabbâniye devam ediyor.
Medâr‑ı ibrettir ki; burada Risale-i Nur serbest okunup yazılırken – hilâf-ı âdet – başta bu kış, yaz gibi gittiğini çok adamlardan işittim. Ne vakit bana ve Risale-i Nura hücum edildi; yazdırılmadı, ta'tîl oldu; gayet şiddetli bir kış başladığı gibi, Afyon’a şekvâ sûretinde yazılan hasbihâl ve zelzeleleri Risale-i Nurun ta'tîliyle münâsebetdâr gösterdiği cihetini, inanmayanlara güyâ inandırmak için aynı taarruz zamanında başlayıp şimdiye kadar ara sıra hafifçe sarsar, îkaz ediyor diye işittim.
Hem, ne vakit Risale‑i Nura ilişilmişse, bir nev'i umumî korku başlamış görüyoruz. Demek bu vatanın belâlardan muhâfazası için Risale‑i Nur bir kat'î vesiledir. Mâdem böyledir, millet ve vatanı sevenler Risale-i Nuru serbest bıraksınlar ve okusunlar ve okutsunlar.
İâşe için tahsîsatlarından, yalnız masraf borçları vermek için bir tek defa sekiz günlük ta'yinâtı kabûl ettim, daha istemem dedim.