بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddık, Bahtiyar, Vefâkâr, Fa'âl, Sebatkâr Kardeşlerim!
Evvelâ: Tekraren hem sizin Receb‑i şerîfinizi ve Leyle-i Regâibinizi tebrik, hem Safranbolulu kardeşlerimizin tebriklerine mukàbeleten şühûr-u selâselerini ve dört leyâli-i mübârekelerini ve Nurlarla gayet ciddi alâkalarını tebrik ederiz. Ve oranın şâkirdleri nâmına yazılan tebriknâme mektûbunda benim pek çok kusurlu şahsıma verdikleri ünvânları ve senâları, Halîl İbrahim’in bazı mektûbları gibi, ta'dil ile Risale-i Nura çevirip “Lâhika”ya girmesini istedim; fakat şahsım pek sarîh bir tarzda mevzû yapıldığı için yakıştıramadım, şimdilik geri kaldı.
Kardeşlerim! Kat'iyyen biliniz: Şân ü şeref ve hodfürûşluk ve kendine güvenmek ve şahsımı beğendirmekten ürküyorum ve kaçıyorum ve şahsıma karşı medihlerden hoşlanmıyorum. Yalnız Risale‑i Nura karşı sadâkat ve kanâate bir emâre olmak cihetiyle, bazı müfritâne tâbirleri, ya hatırları için veya hüsn-ü zanlarını kırmamak fikriyle kısmen ta'dil ile kabûl ve sükût ederim. Fakat iki İhlâs Lem'aları ve mesleğimizin “hıllet” ve “ihlâs” ve “uhuvvet” esâsları, bu tarz medihlere müsâade etmez. Hem, bu benlik ve enâniyet asrında ve şöhret-perestlerin nazarında Nurların sâfiyetine ve hàlisiyetine zarar verebilir.
Sâniyen: Hıfzı’nın iki masûmunun yazdıkları Asâ‑yı Mûsa ve Rehber ve Küçük Sözler bizi mesrûr eyledi. Yüz Mâşâallâh. Böyle binler Nurcu masûmlar, istikbâli nurlandıracaklar.
Said Nursî