Husrev’i tashihte ve tevzî'de ve tedbirde ve muhâberede ve Nurların neşir ve yetiştirmesinde tebrik; ve muvaffakıyetine duâ ederiz. Bu ehemmiyetli vazifelerle beraber; yine o şirin ve parlak kaleminin yazılarını çok nüshalarda görüyoruz; hem müstakil nüshaları da yazıyor, mektûbundan anlıyorum.
Şimdi birden Medrese‑i Nuriyenin (Sava) – Hacı Hâfız Mehmed, merhum Hâfız Mehmed ve kardeşleri ve Mehmedleri ve Ahmedleri ve masûm Nurcuları ve mübârek ihtiyar ve sâir kahramanları – şâkirdlerini düşündüm. Hayatım müddetince ona yakın olmak bütün canımla istedim ve vefâttan sonra onların mezaristanında defnolmamı arzuladım.
Birden ihtar edildi ki:
“Gerçi Medresetü'z‑Zehrâ’nın merkezi olan Isparta Vilâyetinde maddeten bulunmak çok cihetle fâideli, saâdetlidir; fakat Nurun mesleği ve Nurcuların meşrebi cihetiyle dâima berabersiniz. Zaman ve mekân, perde olamazlar. Şarkta, garbda, şimâlde, cenûbda, dünyada, berzahta bulunsanız, ma'nen bir mecliste, beraber sayılırsınız. Onların manevî yardımları dâima birbirine oluyor ve sana da gelir.” diye beni teskin etti.
Ben dedim: Mâdem şimdi her tarafta Nurlara kuvvetli ve kesretli eller sâhib çıkıyorlar ve tam muhâfaza ve neşrine çalışıyorlar, elbette ben bir parça istirahat etsem tenbellik olmaz.