Mahkeme tarafından bana iâde edilen, daha elime geçmeden postadan müsâdere edilen Mübârekler Hey'etinin pehlivanı Küçük Ali’nin bir mektûbunu gördüm ki; her iki senede bir defa bütün Risale‑i Nuru yazmağa karar vermiş, yapmış. Bu kahramanlığı ile benim, “Risale-i Nurun birinci şâkirdi olan Büyük Mustafa’da hakîki bir Abdurrahman’ı ve arkasında çok Abdurrahmanları göreceğim.” diye keşfiyâtımı tam tasdik etmiş ve o mübârek Mustafa’nın vazifesini tam yapmış. Ve Hâfız Mustafa dahi, Hâfız Ali zamanında tam bir muâvini ve vefâtından sonra tam bir vârisi olduğunu hapiste gösterdi. Demek mübârek hey'et-i àlîsinde, onsekiz sene evvel ümîd ettiğim Hizmet-i Nuriyeyi tam yapmışlar ve yapıyorlar. Ektikleri tohumlar, onlar çalışmasalar da, onların bedeline mahsulât veriyor.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ediyoruz.