Merhum Büyük Ali’nin tam vârisi ve tam bir sistemi ve merhum Abdurrahman’ın tam misli ve halefi ve mübâreklerin pehlivanı ve kahramanı Küçük Ali’nin iki büyük ve pek güzel hediye‑i Nuriyesini aldık. Fakat Zülfikàr’ın âhirinde Hizb-i Nuriye’nin parçası yazılmamış; o parçayı da o hàrika kalemiyle yazsın, bana göndersin.
HÂŞİYE: Memleketimizde medrese talebelerinden birisi bir kitabı bitirse veya başlasa, bir tatlı veya yemek “meftihâne” veya “mahtumâne” diye vermek âdettir. Aynen bu kaideyi Kâtib Osmanın üzümünde gördük. Onun yazdığı Asâ‑yı Mûsa’nın tashihini bitirdiğim aynı vakitte mahtumânesi olarak bu üzümün gelmesi, tatlı bir latîfe ve şirin bir hâtıra-i hayat-ı medresiye oldu.
Nurda şefkat esâs olmasından, hanımlar o cihette ileridir‥ ve Nurlara ciddi yapışıyorlar. Ben, “kardeşlerim” dediğim zaman, hanım hemşirelerimi kardeşler içinde kasdederim. Bütün mektûblarımda onlar dahi muhâtablarımdır.