Kastamonu’da, sekiz sene mübârek mahdumu ve merhum refîkasıyla Risale‑i Nura fevkalâde bir sadâkatle çalışan ve kalemiyle Risale-i Nura çok hizmet eden ve çokları Nur dâiresine getiren ve hapishânede kendi gibi kahramanlardan olan Sâdık Bey’le; hem istirahatime, hem Nur şâkirdlerinin tesânüdüne ehemmiyetli hizmet eden ve Feyzi ve Emin ve İhsân ve Ahmedler gibi hàs kardeşlerimizle; yine Kastamonu’da Nurlara hizmet eden Küçük Şeyh nâmında Hilmi Bey bana mektûbunda, Nurcu olan refîkasının vefâtını bildiriyor. O merhume hakkında medâr-ı şükrândır ki; bir-iki aydır, duâlarımda Zehralar dediğim vakit, Hâcerler de derdim; içinde, o merhumeyi de niyet ediyordum. Vefâtını bilmiyordum. Cenâb-ı Hak, ona binler rahmet eylesin ve akrabasına sabr-ı cemîl ihsân etsin. Âmîn!
Yüklənir...