Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Tahiri’nin İstanbul’a gitmesi, inşâallâh hayırdır. Ve Husrev’in pek çok vazifelerini tamamen yapması… Kanâatim geldi ki; Barla’da bulunduğum zaman bütün yazanların tashihâtını ve te'lif hizmetini yapmamda tahakkuk eden büyük inâyet ve hàrika muvaffakıyet, aynen Husrev’de, yardımcılarında dahi nümûnesi var.
Sâniyen: Tahiri’nin, Denizli hapsinde, unutulmaz hàlisâne hizmeti ile ve Nurlara sarsılmaz sadâkatiyle ve yanılmaz zekâvetiyle ve çekilmez bahâdırlığıyla, dâire‑i Nurda ehemmiyetli makamı için; bütün bu defaki mektûbunu “Lâhika”ya geçirdik. Başta Nurun şâkirdlerinden vâlidesi Zübeyde olarak, akrabasına ve rüfekasına selâm ederim. Cenâb-ı Hak, onlardan ebeden râzı olsun, âmîn!
Sâlisen: Nesli Kureyşîlerden Ahmed Kureyşî, muhterem pederiyle ve ammizâdesi Ahmed ile Nurların hàs nâşir ve talebelerinden olması, o havâli şâkirdlerinin nâmına Nurlar hakkında güzel manzûm fıkraları “Lâhika”ya girdi. Cenâb‑ı Hak, onları muvaffak eylesin, âmîn.
Râbian: Eğirdir kasabasında, isimlerini yazmadığım gayet ehemmiyetli kardeşlerimiz var. Onlara ve Mehmed Sabri gibi büyük santrala istinâden ve Sabri’nin yazısına benzettiğim dikkatli ve güzel ifâdeli bir mektûbu çalışkan ve ciddi kardeşlerimizden Çilingir Ali’den aldım. Onun arzusuyla aynını “Lâhika”ya geçirdik. Ona ve onu çalıştırana Mâşâallâh ve Veffakakümullâh deriz.