Azîz, Sıddık, Bahtiyar Kardeşim Süleyman Rüşdü!
Seni ve kardeşin kahraman Burhan’ı ve senin iki mübârek, masûm evlâdını ve senin hâne halkını, Risale‑i Nur nâmına ve umum şâkirdler hesabına rûh u canımızla – sizi – tebrik ediyoruz. Böyle kudsî ve dâimî sevâb kazandıracak uhrevî bir hizmete muvaffakıyetinizi, Isparta ve bu memleket istikbâlde alkışlayacaktır. Size çok hayırlı duâları kazandıracak. İnşâallâh, Zülfikàr gibi daha çok emsâline muvaffak olursunuz. Bu acîb şerâit içinde bu fevkalâde muvaffakıyet; hem Zülfikàr’ın, hem sadâkatinizin bir kerâmetidir. Çok mübârek olan senin rüyan ki, emr-i İlâhî ile, Kur'ânı, Hazret-i Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a vermek, Hazret-i Cebrâil’in vazifesinin bir cilvesidir. İşârettir ki, bu hizmetiniz; hem rızâ-yı İlâhiye’ye, hem rızâ-yı Peygamberîye (asm) muvâfıktır. Mu'cizât-ı Kur'âniye’yi, Mu'cizât-ı Ahmediye vâsıtasıyla Ümmet-i Muhammediye’ye (asm) tebliğ etmek mânâsıyla senin rüyan tâbir edilir.
Nasıl, bir küçücük cam parçasında güneşin bir timsâli, ziyâsıyla o elindeki camı tutanla münâsebetdâr olur; bir nev'i muhâbere eder. Öyle de hususî bir tecellî ile, rüyalar da – selef‑i sâlihînde bu çeşit rüyalar görülmüş – makbûliyet ve rızâ alâmetidir. Hazret-i Peygamberin (asm) yanında gördüğün adam da, Nur ve Risale-i Nur şâkirdlerinin şahs-ı manevîsidir.