Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Hadsiz şükür olsun ki; Isparta tam bir Medresetü'z‑Zehrâ ve Câmiü'l-Ezher olacağını ve olmaya başladığını, kahraman talebelerinin bu ağır şerâit altında sarsılmadan fa'âliyetleri isbât ediyor. Diyânetçe ve Kur'ân ve Risale-i Nura müştâkàne çalışmaları, hattâ Aliköyü’nde, Alilerin gayretiyle çok çocukların talebeliğe girmeleri ve diğer bir köyün umum gençleri gece de Kur'ân’a çalışmaları ve câmiler cemâatle dolmaları, Nur şâkirdlerinin çektikleri bütün sıkıntıları hiçe indiriyor.
Sâniyen: Fevkalâde sadâkat ve alâka taşıyan Halîl İbrahim’in bu dördüncü şehnâmesi, benim Nura hàdimliğim noktasında haddimin pek fevkındeki ta'rifnâmesi gerçi çok güzeldir; fakat Risale‑i Nurdan ziyâde benim şahsıma baktığı cihetiyle, şimdilik size göndermedim, ta'dilden sonra gönderilecek. Hem ona, hem onun rüfekalarına bilhassa selâm ederiz.
Sâlisen: Siz, bana karşı sû‑i kasdlara merak etmeyiniz‥ belki bir cihette memnun olunuz ki; Risale-i Nur ve şâkirdleri yerinde, benim cüz'î ve vazifesi bitmiş olan şahsıma hücum ediyorlar, tâzib ederler.
Bugünlerde, buranın büyük memurları, çekinmeyerek, bazıları demiş: “Said’in vücûdu ortadan kalkmalı.” hâdisesi var. İşte gizli düşmanlarım, bunun gibi, bu fikirlerinden istifade ederek, mu'temed hizmetçilerimi dağıtmakla fırsat bulup beni zehirlediler. Ve bu gibi memurlardan kuvvet alıyorlar. Fakat hıfz ve inâyet‑i İlâhiye, bu sû-i kasdları da akîm bıraktı. İnşâallâh, dâima inâyet, himâyet edecek, bütün plânlarını akîm bıraktı, bırakacak.