Bu yakınlarda Üstadımızın yanına ehemmiyetli iki miralay (ikisi de jandarma kumandanlarından), bir de ehemmiyetli bir meb'ûs (partinin müfettişlerinden) – Üstad’ın yanına – geldiler. Uzun bir sohbetten sonra, üçü de kemâl‑i teslîmiyetle, Üstada dostluğa karar verdiler. Ve birisi, şimdiden Risale-i Nur talebesi olmuş. O meb'ûs (müfettiş-i umumî), Eski Said’in dostu imiş. Gittikten sonra haber aldık ki; bu zâtın vâsıtasıyla eski Dâhiliye Vekili ve şimdi partinin kâtib-i umumîsi olan Hilmi Bey, bilhassa hususî olarak Üstad’ın ziyaretine gelecek ve dostâne bir sûrette görüşecek. Onun için, Üstad da size gönderdiğimiz bu sûreti aynen onun eline vermek, o mevzûda konuşmak için kaleme alınmış. Daha o gelmeden berây-ı ma'lûmât size göndermeye Üstad bize izin verdi.
Hem Re'fet Bey’in mübârek mahdumu Hüsnü’nün küçük risalesinin âhirine duâsını yazdı, onu da leffen gönderiyoruz. Cenâb‑ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki; hem Nurcu, hem ciddi dost, hem mütedeyyin bir kaymakam, şimdi buraya kaymakam olmuş. Eskide size gönderilen “Dâhiliye Vekili ile Bir Hasbihâl” nâmındaki parçayı dahi gönderiyoruz. Onu da Üstad ona okuyacak.