Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Şimdi namazda bir hâtıra kalbe geldi ki; kardeşlerin, ziyâde hüsn‑ü zanlarına binâen, senden maddî ve manevî ders ve yardım ve himmet bekliyorlar. Sen nasıl dünya işlerinde hàsları tevkîl ettin, erkânların meşveretlerine bıraktın ve isabet ettin. Aynen öyle de; uhrevî ve Kur'ânî ve îmânî ve ilmî işlerinde dahi Risale-i Nuru ve şâkirdlerinin şahs-ı manevîlerini tevkîl eyle; o hàlis, muhlis hàsların şahs-ı manevîleri senden çok mükemmel o vazifeni kendi vazifeleriyle beraber yaparlar. Hem dâima da şimdiye kadar yapıyorlar. Meselâ, seninle görüşen muvakkat bir dirhem ders ve nasihat alsa, Risale-i Nurdan, bir cüz'ünden yüz dirhem ders alabilir. Hem senin yerinde ondan nasihat alır, sohbet eder.
Hem Nur şâkirdlerinin hàsları, bu vazifeni her vakit yapıyorlar. Ve inşâallâh pek yüksek bir makamda bulunan ve duâsı makbûl olan onların şahs‑ı manevîleri, dâimî beraberlerinde bir üstad ve yardımcıdır diye rûhuma hem tesellî, hem müjde, hem istirahat verdi.