بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Evvelâ: Ben bazı emârelerle tahmin ederim ki, neşredilen mecmualarımızdan en ziyâde Rehber’e ehemmiyet veriyorlar. Ben zannederim ki: Hüve Nüktesi gizli zındık düşmanlarımızın bellerini kırmış, onların istinâdgâhı olan tabiat tâğutunu dağıtmış, kesif toprakta bir derece saklayabilirken şeffâf havada – Hüve Nüktesi’nden sonra – hiçbir cihetle o tâğutu saklamak imkânı kalmamış ki, küfr‑ü inâdî ve temerrüd-ü irtidadî sebebiyle adliyeyi aldatıp aleyhimize sevkediyorlar. İnşâallâh Nurlar adliyeleri lehine çevirip onların bu hücumunu dahi akîm bırakacaklar.
Sâniyen: Bu sırada, hem Ehl‑i Sünnet gazetesi, hem buranın gazetesi, hem Zübeyr’in harâretli mukàbelesi, Nurlarla iştigâlleri güzel bir ilânat hükmüne geçtiler. Benim bedelime, benim hoşuma giden bize dair bahislerine bakınız, bana bildiriniz.
Said Nursî