بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Receb‑i şerîfinizi ve yarınki Leyle-i Regâibinizi rûh u canımızla tebrik ederiz.
Sâniyen: Me'yûs olmayınız, hem merak ve telâş etmeyiniz, inâyet‑i Rabbâniye inşâallâh imdâdımıza yetişir. Bu üç aydan beri aleyhimizde ihzar edilen bomba patladı. Benim sobam ve Feyzilerin su bardağı ve Husrev’in iki su bardaklarının verdikleri haber doğru çıktı. Fakat dehşetli değil, hafif oldu. İnşâallâh o ateş tamamen sönecek. Bütün hücumları, şahsımı çürütmek ve Nurun fütûhâtına bulantı vermektir.
Emirdağı’ndaki ma'lûm münâfıktan daha muzır ve gizli zındıkların elinde âlet bir adam ve bid'atkâr bir yarım hoca ile beraber, bütün kuvvetleriyle bize vurmaya çalıştıkları darbe, yirmiden bire inmiş. İnşâallâh o bir dahi, bizi mecrûh ve yaralı etmeyecek ve düşündükleri ve kasdettikleri bizi birbirinden ve Nurlardan kaçırmak plânları dahi akîm kalacak.
Bu mübârek ayların hürmetine ve pek çok sevâb kazandırmalarına i'timâden sabır ve tahammül içinde şükür ve tevekkül etmek ve مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ düsturuna teslîm olmak elzemdir, vazifemizdir.
Said Nursî