بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Son iki parçayı ya eski harf veya makine harfiyle berây‑ı ma'lûmât gayr-ı resmî, mahkeme reisine münâsib gördüğünüz bir ciddi adamla verdiğiniz vakit ayrı bir pusula da ona yazınız ki, Said size teşekkür eder, der:
“Pencereleri açtılar. Fakat hiçbir kardeşim ve hizmetçilerime, yanıma gelmeğe müddeiumumî müsâade vermiyor.
Hem zâtınızdan çok ricâ eder ki, mahkemede bulunan mu'cizâtlı ve antika Kur'ânını ona veriniz ki, bu mübârek aylarda okusun. O hàrika Kur'ânından üç cüz'ü Diyânet Riyâsetine nümûne için göndermişti, tâ fotoğrafla tab'ına çalışsınlar.
Hem onun ile beraber Risale‑i Nurun mahkemedeki mecmualardan birisini sizden istiyor ki, bu tecrid-i mutlakta ve yalnızlıkta ve şiddetli sıkıntılarında mütâlaasıyla bir medâr-ı tesellîsi ve bir arkadaşı olsun. Zâten o mecmualar üç-dört mahkeme gördükleri ve ilişmedikleri gibi; hacıların şehâdet ve müşâhedeleriyle, o büyük mecmuaları hem Mekke-i Mükerreme’de, hem Medine-i Münevvere’de, hem Şam-ı Şerîf’te ve Haleb’de, hem Mısır Câmiü'l-Ezher’indeki büyük âlimler çok takdir ve tahsin edip hiç tenkid ve i'tirâz etmemişler.”
Said Nursî