بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ben şimdi Celcelûtiye’yi okurken, بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَسَائِلٍ cümlesinde “Risale‑i Kader’e işâret eden yirmialtıncı mertebede ثُمَّ نُونٍ Sûresi, kader sözüyle münâsebeti nedir?” kalbime gelmesi ânında ihtar edildi.
O sûrenin başını okurken gördüm ki, نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ âyeti bütün kalemlerin ve tastîr ve kitapların aslı, esâsı, ezelî me'hazi ve sermedî üstadı kaderin kalemi ve Nur ve ilm‑i ezelînin nuruna işâret eden (ن) kelimesidir. Demek وَالذَّارِيَاتِ Zerrât Risalesi’ne işâreti gibi kuvvetli bir münâsebetle, (ن) kelimesi Risale‑i Kader’e kuvvetli işâretle bakar.
Said Nursî