Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ehemmiyetli bir manevî ihtara binâen size şimdilik bir‑iki vazife-i Nuriye var ki, bütün kuvvetinizle bu üçüncü Medrese-i Yûsufiye’de musîbet-zede bîçâre mahpuslar içinde ikilik ve garazkârâne tarafgirlik düşmemek için Nur dersleriyle çalışmaktır. Çünkü, ihtilâftan ve garaz ve kin ve inâddan istifadeye çalışan perde altında dehşetli müfsidler var.
Mâdem bu hapis arkadaşlarımız, çoğu lüzum olsa vatanına ve milletine ve ahbabına fedâkârâne rûhunu fedâ ettiren kahramanlık damarını taşıyorlar. Elbette o civanmerdler, inâdını ve garazını ve adâvetini, milletin selâmeti ve bu hapis istirahati ve perde altında anarşiliğe çabalayan bolşevizmi aşılayanların ifsadlarından kurtulmak için, hiç menfaati bulunmayan ve bu fırtınalı zamanda zararı çok olan adâvetini ve inâdını fedâ etmeleri lâzımdır. Yoksa bu zamanda – baruta ateş atmak gibi – hem yüz bîçâre mahpuslara, hem Nurun masûm talebelerine, hem bu Afyon memleketine; ehemmiyetli zahmetlere, sarsıntılara, belki memlekete giren ecnebî komitesi parmaklarının ilişmesine bir vesile olur.
Mâdem bizler onların hatırları için kader‑i İlâhî ile buraya girdik ve bir kısmımız onların saâdeti ve manevî rahatları için buradan çıkmak istemiyoruz ve istirahatimizi onlar için fedâ edip her sıkıntıya sabır ve tahammül ediyoruz; elbette o yeni kardeşlerimiz dahi Denizli mahpusları gibi, kardeşliğimiz hatırı için, Şâbân ve Ramazan hürmetine birbirine küsmemek ve kardeş olup barışmak lâzım ve elzemdir. Zâten biz ve ben, onları Nur talebeleri dâiresinde biliriz ve duâlarımıza girmişler.
Said Nursî