Afyon Ağır Ceza Mahkemesine
Dinî hissiyatı âlet ederek devletin emniyetini ihlâle teşebbüsten sanık İslâm Âlimi Bediüzzaman’ın, millet ve memlekete çok fâideli Hakàik‑ı Kur'âniye ve îmâniyeyi ders veren eserlerinden okumaklığımı; din ve îmân cihetinde çok istifade ederek ahlâk-ı Kur'âniyeyi tahsilime âmil olan bu derslerden bazı tanıdıklara da – talebi üzerine – millî bir şiârımız olan ders-i îmâniye ve terbiye-i diniye ve ahlâkıyeyi tahsillerine sebeb olmak hayrına nâiliyet arzusuyla vermekliğimi ve te'min etmekliğimi ve bazı tanıdıkların dostâne veya ilmî mâhiyetindeki mektûbları adresime göndermelerini bahâne ederek mümâileyhe suç ortağı göstermektedir. Sebeb-i ithamı olan bu mes'elelere i'tirâz ederim ki:
1 – Üzerinden muhâkeme geçen, berâet ettirilip müellifine iâde edilen ve bütün İslâm ve memleket ulemâsının takdir ve tasvîbine mazhar olan Risale‑i Nuru, iddia makamının üzerinde durduğu şekilde bir fikr-i mefsedetle okumadığım gibi, her Risalesini de baştan başa Kur'ânın bir mühim tefsiri olup insanları ahlâken yükseltmeğe, fazilet sâhibi kılmaya, milletleri uçuruma yuvarlanmaktan kurtarmaya vesile olan İslâmî dersi ve dinî terbiyeyi müessir bir sûrette ders verip millet ve memlekete, hattâ beşeriyete ma'nen en büyük yardım ve iyilikleri yapan bir eser olarak gördüğümden din ve îmânımı muhâfaza ve taallüm maksadıyla okumayı ve bazı kimselere vermeyi veya te'min edivermeyi bir suç zannetmiyorum. Çünkü, hiçbir yerde Nur talebelerinin vatan ve millete ve idareye zararlı bir hâdiseye katıldıkları görülmemiş ve zâbıtaca kaydedilmemiştir.
Ve aynı zamanda, “okunup ve okutulmasında gizlilik var.” diye ileri sürülecek bir gizli cem'iyet şübhesi uyanması ise, çok yersizdir. Çünkü, Nur talebelerinin gerek ilmî ve gerekse siyâsî, gizli veya meydânda hiçbir cem'iyet ile alâkaları yoktur.
Hattâ, aynı isnâdlarla birkaç sene evvel Bediüzzaman’la beraber çok kimseler Denizli Ağır Ceza Mahkemesine verilip muhâkeme edildikleri ve çok inceden inceye tahkîk ve ta'mik edildiği vakit bütün risaleler dâhil olduğu hâlde hep beraber berâet etmişlerdir. Müellifi ve eserleri berâet eden bir te'lifâtı okumayı ve okutmayı, devlet emniyetini ihlâl ve rejime hıyânet gibi çok ağır bir cürme delil ve sebeb‑i itham olarak göstermek, ne derece icâb-ı adâlettir bilmiyorum; vicdânlarınıza havâle ediyorum!‥
2 – Hem Bayezid’den bilmediğim bir kimse tarafından ben mevkuf iken gönderilen bir risale de, sebeb‑i ithamım arasındadır. Bu risaleyi görmedim. İçindekilerden bîhaberim. Eğer Risale-i Nur ise kabûl ediyorum. Sizler sorun cevab vereyim. Yalnız iddianâmede savcının mehdilikten bahsettiğini öğrendim. Hâlbuki Üstadım bu gibi isnâdlardan müberrâdır. Böyle bir şeyi lisânından duymadığımız gibi eserlerinde de görmedik. Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta'zîmden ve makam vermekten men'etmiş ve ta'zîmkârâne mektûb yazanları dahi takbih etmiştir. Bizler kendisini hubb-u câhtan müberrâ, zamanın en yüksek bir âlimi ve bir ilm-i tahkîk hocası olarak biliyoruz.
Mevkuf Hıfzı Bayram