Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Talebelerin i'tirâznâmelerini müdüre verdim. Dedim: “Diyânet Riyâseti’ne ve bize risalelerimizle berâet veren Ankara’nın Ağır Ceza dâiresine – i'tirâznâmemin âhiriyle beraber – göndermek istiyoruz. Hem hatâ‑savâb cetveli de o iki makama, fakat mahrem yalnız berây-ı ma'lûmât olarak göndermek münâsibse.” Dedi: “Münâsibdir.” Şimdi siz avukata deyiniz. Birkaç nüsha talebelerin i'tirâznâmelerinin ve cetvelin iki nüsha çıkarsın.
Hem Diyânet Riyâseti’ne yazınız ki, ulûm‑u diniye ehlini himâye etmek vazife-i zarûriyenizi Said ve arkadaşlar hakkında bu defa Afyon’a gönderdiğiniz raporla mükemmel yazdığınızdan, hem mazlum Said, hem masûm arkadaşları dâirenize çok müteşekkir ve fevkalâde minnetdâr oldular. Zâten mes'elemiz dinî ve ilmî olmasından, her dâireden ve adliye ve zâbıtadan evvel Diyânet Dâiresi alâkadardır. Onun için hem Denizli’de, hem Afyon’da en evvel o dâirelere müracaat edip şekvâmızı oradaki âlimlere yazdık. Bu meâlde bir başlık yazınız.
Said Nursî