بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Bugün benim pencerelerimi mıhlamalarının sebebi, mahpuslarla murâfaa ve selâmlaşmamaktır. Zâhirde başka bahâne gösterdiler. Hiç merak etmeyiniz. Bil'akis benim ehemmiyetsiz şahsım ile meşgul olup Nurlara ve talebelerine çok sıkıntı vermediklerinden, beni cidden ve kalben onların şahsî ihanetler ve işkencelerle tâzib etmeleri, Nurların ve sizlerin bedeline olduğu ve bir derece Nurlara ilişmemeleri cihetinde memnunum ve sabır içinde şükrederim, merak etmiyorum. Siz dahi hiç müteessir olmayınız. Gizli düşmanlarımız memurların nazar‑ı dikkatini şahsıma çevirmesinden, Nurların ve talebelerinin selâmet ve maslahatları noktasında bir inâyet ve bir hayır var diye kanâatim var.
Bazı kardeşlerimiz hiddet edip dokunaklı konuşmasınlar, hem ihtiyatla hareket etsinler ve telâş etmesinler, hem herkese bu mes'eleden bahis açmasınlar. Çünkü, sâfdil kardeşlerimiz ve ihtiyata daha alışmayan yeni kardeşlerimizin sözlerinden mânâ çıkaran câsuslar bulunur. Habbeyi kubbe yapar, ihbar edebilir. Şimdi vaziyetimiz şaka kaldırmıyor.
Bununla beraber hiç endişe etmeyiniz. Biz inâyet‑i İlâhiye altındayız ve bütün meşakkatlere karşı kemâl-i sabırla belki şükür ile mukàbele etmeğe azmetmişiz. Bir dirhem zahmet, bir batman rahmet ve sevâbı netice verdiğinden şükür etmeğe mükellefiz.
Said Nursî