بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim Mehmed, Mustafa, İbrahim, Ceylan!
Evvelâ: Dün dördünüzün harâretli sohbetini gördüm, çok sevindim, memnun oldum. Ben de yanınızda bulunuyorum gibi ferâhla dinledim. Birden baktım ki, iki tarafınızda sizi dinleyenler var. Yarım saat devam etti. Merak ettim, kalben dedim. Habbeyi kubbe yapan ve yanlış mânâ veren bir câsus, dinleyenler içinde bulunmak ihtimali var ki, dikkatle kulak veriyor ve konuşan kardeşler ihtiyatsızlıklarından ve sohbetin keyfinden hiç onlara bakmıyorlar, dikkat etmiyorlar diye size cevab gönderdim. Elhamdülillâh bir zararlı konuşma olmadığını bildim. Bu nâzik sırada ihtiyat lâzımdır.
Sâniyen: Hoca Hasan’ın haddimden yüz derece ziyâde bir hüsn‑ü zan ile yazdığı bir mektûbundan bildim ki, aynen Denizli kahramanı merhum Hasan Feyzi sisteminde bir Nur nâşiri olacak. İnşâallâh onun gibi Afyon’da dahi Hasan Feyziler çıkacaklar. Afyon Denizli’den geri kalmayacak, zahmetimizi rahmete çevirecek.
Said Nursî