Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Sizin Leyle‑i Mi'râcınızı bütün rûh u canımla tebrik ederim.
Sâniyen: Yirmi seneden beri bir da'vâmız ki, âsâyişe mümkün olduğu kadar Nur şâkirdleri dokunmuyorlar. Ve bize hücum edenlere, en başta emniyeti ve âsâyişi bozmak da'vâlarına bir emâre ve da'vâmızı cerhetmeğe bahâne olması kuvvetle muhtemel bulunan bu hapis hâdisesi, inâyet‑i İlâhiye ile hàrika bir tarzda, sizin sadâkat ve ihlâsınızın bir kerâmeti olarak yüzde bire indi. Kubbe habbe edildi. Yoksa, hakkımızda habbeyi kubbe yapanlar bundan istifade edip aleyhimizdeki iftiralarını çoklara inandıracaklardı…
Sâlisen: Beni merak etmeyiniz. Sizinle bir binada bulunmam, her zahmetimi ve sıkıntımı hiçe indirir. Zâten burada toplanmamızın çok cihetlerle ehemmiyeti var. Ve hizmet‑i îmâniyeye fâideleri çoktur. Hattâ bu defa, tetimme-i i'tirâzdaki ehemmiyetli bazı hakikatler o altı makàmâta gidip, tam dikkatlerini celbedip hükmünü bir derece onlarda icra etmesi bütün sıkıntılarımızı hiçe indirdi.
Râbian: Mümkün olduğu kadar Nurlarla meşguliyet; hem sıkıntıları izâle eder, hem beş nev'i ibâdet sayılabilir.
Hâmisen: Nurun dersleri vâsıtasıyla, geçen musîbet yüzden bire indi. Yoksa, zemin ve zamanın nezâketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. Hattâ resmî bir kısım memurlar demişler ki, “Nur dersini dinleyenler karışmadılar.” Eğer umum dersini dinleseydi, hiçbir şey olmazdı. Siz mümkün olduğu kadar ikiliğe meydân vermeyiniz. Hapis sıkıntısına başkası ilâve olmasın. Mahpuslar dahi Nurcular gibi kardeş olsunlar, birbirinden küsmesinler.
Said Nursî