Azîz Yeni Kardeşlerim ve Eski Mahpuslar!
Benim kat'î kanâatim gelmiş ki, buraya girmemizin inâyet‑i İlâhiye cihetinde bir ehemmiyetli sebebi sizsiniz. Yani sizi, Nurlar tesellîleriyle ve îmânın hakikatleriyle sizi bu hapis musîbetinin sıkıntılarından ve dünyevî çok zararlarından ve boşu boşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı fâidesizlikten bâd-i hevâ zâyi' olmasından ve dünyanızın ağlaması gibi âhiretinizi ağlamaktan kurtarıp tam bir tesellî size vermektir.
Mâdem hakikat budur, elbette siz dahi Denizli mahpusları ve Nur talebeleri gibi birbirinize karşı kardeş olmanız lâzımdır. Görüyorsunuz ki, bir bıçak içinize girmemek ve birbirinize tecâvüz etmemek için dışarıdan gelen bütün eşyanız ve yemek ve ekmeğinizi ve çorbanızı karıştırıyorlar. Size sadâkatle hizmet eden gardiyanlar çok zahmet çekiyorlar. Hem siz beraber teneffüse çıkmıyorsunuz, güyâ canavar ve vahşî gibi birbirinize saldıracaksınız.
İşte şimdi sizin gibi fıtrî kahramanlık damarını taşıyan yeni arkadaşlar, bu zamanda manevî büyük bir kahramanlık ile hey'et‑i idareye deyiniz ki: “Değil elimize bıçak, belki mavzer ve rovelver verilse, hem emir de verilse; biz bu bîçâre ve bizim gibi musîbet-zede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. Eskide yüz düşmanlık ve adâvetimiz dahi olsa da, onları helâl edip hatırlarını kırmamağa çalışacağımıza Kur'ânın ve îmânın ve uhuvvet-i İslâmiye’nin ve maslahatımızın emriyle ve irşadıyla karar verdik.” diyerek bu hapsi bir mübârek dershâneye çeviriniz.