Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Beni merak etmeyiniz, ben sizinle beraber bir binada bulunduğumdan bahtiyarım, memnun ve mesrûrum.
Şimdi vazifemiz: Bir müdafaa nüshası Isparta’ya gitsin. Mümkün ise, hem yeni hurûfla, hem makine ile eski hurûf yirmi nüsha çıksın. Hattâ oranın müddeiumumuna gösterilsin. Hem bir nüsha avukatımıza bizzat verilsin ve ayrı bir nüsha da müdüre verip tâ onu da da'vâ vekilimize o versin. Hem Ankara makàmâtına yeni harfle beraber eski harfle, Denizli’de olduğu gibi, gönderilecek. Mümkün ise, beş nüsha makàmâta hazırlansın. Çünkü müsâdere edilen Nurlar, eski harfle o makàmâta, hususan Diyânet Riyâseti hey'etine gönderilmiş, sonra buraya gelmiş.
Hem vekilimiz Ahmed Bey’e haber veriniz ki, müdafaayı makine ile yazdığı vakit sıhhatine pek çok dikkat etsin. Çünkü, ifâdelerim başkasına benzemiyor. Bir harfin ve bazen bir noktanın yanlışıyla bir mes'ele değişir, mânâ bozulur. Hem buraya gelen iki makine, size müsâade verilmezse geri gitsinler.
Hem telâş edip sıkılmayınız, me'yûs olmayınız, اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا sırrıyla, inâyet‑i İlâhiye inşâallâh çabuk imdâdımıza yetişir.