Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
اَلْخَيْرُ ف۪يمَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ ve عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ sırrıyla, Risale‑i Nurun en mahrem parçaları, en nâmahremlerin ellerine geçmek ve en mütekebbirlerin başlarına vurmak ve en baştakilerin yanlışlarını göstermek için “Sırran Tenevveret” perdesinden çıktı. Şimdiye kadar mes'ele küçültülmek isteniliyordu. Fakat nasılsa bildiler ki; mes'ele pek büyüktür ve ehemmiyetle celb‑i dikkat ise Risale-i Nurun parlak fütûhâtına ve düşmanlarına da hayretle kendini okutmasına yol açar. Hattâ Eskişehir Mahkemesindeki çok mütereddidleri ve mütehayyirleri ve muhtaçları tenvir edip kurtardı, o zahmetimizi rahmete çevirdi. İnşâallâh, bu defa daha geniş bir sahada daha çok mahkemeler ve merkezlerde o kudsî hizmeti görecek.
Evet, Risale‑i Nurun tarz-ı beyânını gören, lâkayd kalamaz. Başka eserler gibi yalnız aklı ve kalbi değil, belki nefsi de ve hissiyatı da musahhar eder.
Sizin tahliyeniz bu hakikate zarar vermez; fakat benim berâetim, zarardır. Umum Âlem‑i İslâmı alâkadar eden bir hakikatin hatırı için, değil yalnız dünya hayatını, belki lüzum olsa uhrevî hayatımı ve saâdetimi dahi ehl-i îmânın Risale-i Nur ile saâdetleri için fedâ etmeyi nefsim de kabûl ediyor.