Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ben, şimdiye kadar Nur fabrika dâiresinin mübârekler hey'etinden iki ehemmiyetli rükünler kurtulmuşlar tahmin ederim. Elhak o dâire, o hey'et; altı‑yedi senede yirmi-otuz sene kadar fâtihâne iş görmüşler, parlak kalemlerinin yâdigârları gibi, onların hizmetleri yine tevakkuf etmez; onların bedeline, onların defter-i a'mâllerine hasenât yazdırıyor. Hattâ Hizb‑i Nurî’nin öyle bir kuvvetli fütûhâtı var ve öyle ehemmiyetli yerlere girmiş ki, onu neşredenler mütemâdiyen çalışıyorlar hükmündedir. Ben, pek çok çalışmış ve çalışkan Hâfız Mustafa’yı da evvelki zât gibi dışarıda zannederdim, yalnız bir defa “O da buradadır.” işittim; belki başka Mustafa’dır diye tesellî buluyordum.