Azîz Kardeşlerim!
Ben, bu sabah tesbihâtta Hâfız Tevfik’e acıdım. Bu iki defadır zahmet çekiyor tahattur ettim. Birden hâtıra geldi: Onu tebrik et! O, kendini fâidesiz bir ihtiyat ile Risale‑i Nurdaki çok ehemmiyetli makamından ve büyük hissesinden bir derece çekmek isterdi. Fakat hizmetinin kudsiyeti ve azameti, onu yine o büyük hisseye ve pek büyük sevâba muvaffak eyledi. Az bir sıkıntı ve geçici bir küçük zahmet ile böyle bir şeref‑i manevîden geri kalmamak gerektir.
Evet kardeşlerim! Mâdem herşey gidiyor ve gittikten sonra eğer lezzet ve keyf ise, boşu boşuna gider, bir hasret kalır; eğer sıkıntı ve zahmet ise, hem dünyevî ve uhrevî, hem böyle bir kudsî hizmet noktasında öyle bir lezzetli fâideler var ki, o zahmeti hiçe indirir. İçinizde biri müstesnâ, en ihtiyarı ve en ziyâde başına sıkıntılar toplanan benim. Sizi te'min ederim; tam bir sabır ve şükür ve tahammül ile hâlimden memnunum.
Musîbete şükür ise, musîbetteki sevâb ve uhrevî ve dünyevî fâideleri içindir.