Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Hadsiz şükür olsun ki; Risale‑i Nur yerine beni sıkıyorlar… benimle meşgul oluyorlar. Hiç merak etmeyiniz. عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ sırrıyla, inşâallâh bu yeni hâdisede dahi bir hayır olacak.
Hâdise budur: Ceylan’ı ve iki arkadaşları – ki bana hizmet ediyorlardı – yanıma gelmelerini men'ettiler. Anahtarı onlardan aldılar, bekçilere verdiler. O bekçilerden birisi geliyor, su ve ekmek gibi işlerimi görüyor. Ben bunun sebebini bilemedim. Fakat bu kasabada bir parti münâzaası var. Çocuğun bir amcası bir taraftadır. Onun muârızları yapıyor ihtimali var.
Hem, her tarafta Risale‑i Nurun fütûhâtı ve hariçten gelen anarşistlik müdâhalesi sebebiyet verdi zannederim. Ve Sandıklı’da elde edilen mektûbatla, bir vâsıta-i muhâbere olması bahânesiyle, bu sıkıntıyı verdiler. Siz hiç telâş etmeyiniz, bunun da hiç ehemmiyeti yoktur. Siz, yine eski gibi bana yazarsınız. Fakat ben, kendim çok yazamıyorum. Güyâ beni, ihanet ve hakaretle çürütmekle, Risale-i Nurun fütûhâtına sed çekilecek; dîvâneliklerinden, üflemekle milyonlar elektrik kuvvetinde bulunan Risale-i Nur gibi bir hakikat güneşi sönecek diye – ziyâde sevâbı bana kazandırmak için – beni fazla sıkıyorlar.
Medâr‑ı ibret ve dikkat bir tevâfuktur ki; dün, çocukla pederini zâbıta celbedip ifâdelerini aldığı aynı dakikada, ehemmiyetli bir vukûâtı, telefon-u zâbıta haber vererek, bütün erkânı telâşa düşürttü. Mahall-i vak'aya gitmeğe mecbur oldular. Ma'nen onlara denildi:
“Siz sinek kanadı kadar zararı olmayanı bırakınız; kartallar, belki ejderhalar gibi zararlara bakınız.”
Hem câmiden men' hâdisesinin aynı vaktinde, men'e emir veren yeni kaymakam, Afyon’da, ameliyâta ma'rûz kaldı. Lisân‑ı hâliyle ona denildi: “Ölüm var!‥ Onun i'dâmından kurtulmasına çalışanı tazyîk değil, belki çok takdir ve tahsin etmek gerektir.”
Umum kardeş ve hemşirelerime birer birer selâm ve duâ ederim ve duâlarını isterim.
اَلْبَاق۪ي هُوَ الْبَاق۪يKardeşinizSaid Nursî