Adliyenin şahs‑ı manevîsine ve Dâhiliye Vekili’ne berây-ı ma'lûmât takdim edilen ve Emirdağ’ındaki istintakta verdiğim ifâdenin hâşiye ve lâhikasıdır
Bu yirmibeş seneden beri hiçbir gazeteyi okumayıp, dinlemediğim hâlde; dünkü gün, bana hizmet eden bir adam, gazetenin bir parçasını bana okudu. İçinde, Ankara maârif dâiresi (iki milyon zararla), hem yine Ankara’da otomobil garajı binası, aynı vakitte İzmir’de ehemmiyetli fabrika, hem aynı vakitte Adada büyük bir binanın tamamen yandığını işittiğim vakit, pek çok teessür ve yazıklarla bu fakir millete acımakla, aynı zamanda bütün ömrümde çekmediğim bir sıkıntı içinde, hiçbir mahkemede benim gibi ihtiyar ve hasta hâlimde dört buçuk saat mütemâdiyen ifâdemi suâl‑cevaba mecbur olduğum bir zamanda, eğer bura adliyesinin insaniyeti ve bir derece şefkati olmasaydı, kat'iyyen dayanamadığım gibi, kat'î karar vermiştim ki, sert bir sözle bu soğukta, bu hastalığımda hapse girmeyi gözüme almıştım. Hattâ bana hizmet edenin birini odamda yatırmak, birisini de birine bir tokat vurup benim hizmetim için hapse, yanıma gelmek için karar vermiştik. Fakat bura adliyesinin insaniyeti ve inâyet-i İlâhiye bana sabır verdi, tahammül ettim.
Bu acîb vaziyetim ve asılsız evhâmın sebebini merak ettim. Gençlik Rehberi’nin resmen tab'edilmesi ve intişarı, pek çok mektebleri tenvir etmiş; hattâ Ankara Dâru'l‑Fünûnundaki ve İstanbul Dâru'l-Fünûnundaki kıymetdâr gençlerin Risale-i Nurun esâsâtını, bu vatan milletinin saâdetine bir vesile olduğunu bilmeleri ve pek çok muallimler, hamiyet-i milliye ve vataniye ve haysiyet-i ilmiye cihetiyle Risale-i Nura kemâl-i iştiyak ile alâkadar olmaları, maârif dâiresinin nazar-ı dikkatini celbetmiş, Nurlara karşı bir derece beğenmemek tarzında bir ilişmek istemişler.
Hattâ burada: “Gençleri elde ediyor, matbu' Gençlik Rehberi ile mekteb talebelerinin nazarlarını dine çeviriyor.” diye ihbar edilmiş. Bunun üzerine hem bana, hem ekser Risale‑i Nur şâkirdlerine bazı vilâyetlerde ilişilmiş. Hâlbuki ben, medreseden çıktığım için hocalardan istimdâd etmek lâzımken, bütün kuvvetimle maârif dâiresine ve mekteblilere i'timâd edip onlara dayanmak istiyordum. Çünkü Nur dâiresine girenlerin çoğu mekteblilerdir, hocalar azdır; çoğu çekindiği hâlde, mektebliler, kemâl-i takdirle Nurlara sâhib çıktığından, kalbimden derdim: İnşâallâh maârif dâiresi, Nur şâkirdlerini himâye edecek. Ve yardımları beklerken, birden bize bu yeni taarruzun sebebi; matbu' Gençlik Rehberi’nin âhirinde “Nur şâkirdleri, hükûmetin müsâadesine binâen, mümkün olduğu kadar Nur dershâneleri açılmak münâsibdir .” diye bizim gizli düşmanlarımız maârif dâiresini aleyhimize çevirmeğe çalışması bir vesile oldu.
Şimdiye kadar o düşmanlarımız, desîselerle kaç defa adliye cihetiyle bizi perîşan etmek istediler, muvaffak olamadılar, bir şey de çıkaramadılar. Sonra müteassıb ve enâniyetli ve resmî makamlardaki hocaları aleyhimize sevketmeğe çalıştılar, onda da bir şeye muvaffak olamadılar. Şimdi en ziyâde – bana yardıma – güvendiğimiz maârif idaresini aleyhimize isti'mâl etmekle, bu hükûmetin bazı memurlarını üç mahkemede kat'î berâet kazandığımız cem'iyetçilik ve tarîkatçılık bahânesiyle geniş bir dâirede bîçâre masûm Nur şâkirdlerine ve beni Risale‑i Nurun mütâlaasından mahrum etmeğe çalıştıkları bir zamanda ve benim acınacak dört buçuk saat istintakımın aynı vaktinde maârif dâiresinin sebebsiz yanması ve söndürülmesine hiçbir imkân bulunmaması ve tamamen yanması, tesâdüfe benzemiyor, bir eser-i hiddet görünüyor.
O ifâdemin âhirinde ve aynı zamanda demiştim ki: “Beni bu gurbette, yalnızlıkta kitaplarımın mütâlaasından mahrum etmeyiniz. Yoksa hem bana, hem bu vatana yazık olur. Belki zemin, yine zelzele ile hiddet eder .” dediğimden üç dakika sonra üç sâniye devam eden zelzele ve o fıkrayı mahkemede tekrar ettiğim aynı zamanda – ya gece veya gündüzde – zemin ateşle maârif dâiresine saldırması ve mahkemece dört defa isbât edilen, çok defa zelzelenin Risale‑i Nura ve şâkirdlerine taarruzun aynı zamanında gelmesi‥ elbette bunda tesâdüf olamaz. Demek bu vatanın ve milletin ve âsâyişin büyük bir temel taşı olan Risale-i Nurun hakikatleridir ki; böyle vukûâtlı tokatlarla, bu milletin nazar-ı dikkatini Kur'ânın hakîki ve hakikatli ve kuvvetli bir tefsiri olan Risale-i Nura çeviriyor; milleti ona teşvik edip muârızlarına şefkat tokadı vuruyor.
Şimdi nasıl sadaka belâyı def'ediyor, öyle de: Risale‑i Nur, bu memlekette belânın def'ine vesile olduğu çok hâdiselerle tahakkuk etmiş. Bu defa da Risale‑i Nura hücum edildiğinin aynı zamanda bu yangın belâsının gelmesi, Risale-i Nur belânın def'ine vesile olduğunu isbât ediyor.