Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Nasıl ki Eğirdir’de Asâ‑yı Mûsa’yı müsâdere eden ve mahkemeye veren adam kendisi iki sene hapis cezasıyla tokat yedi ve Husrev’e hiddetle bir ay ceza veren hâkimin istifâya mecbur olmasıyla ve refîkasının oradan müfârakatıyla bir nev'i tokat yemesi gibi, aynen burada dahi size leffen gönderdiğimiz pusulada yazılan tokatlar kat'î gösteriyorlar ki; biz bir himâyet ve inâyet altındayız; bize ilişenler, âhirette şiddetli tokatlar yiyecekleri gibi, dünyada dahi bir kısmı çabuk çarpılır.
Hem bu defa, bize hücumların aynı zamanında kış çok hiddet etti; şiddetli soğuk ve fırtına ile havanın kızdığını gösterdiği gibi, hücumları durmasıyla ve Nurcuların ferâhlanmasıyla bu zemherir günleri nevrûz günleri gibi gülmeye başladı. O tebessüm, devamla manevî bir müjde ve tesellî veriyor kanâatindeyiz.
Bu defa pusulada yazıldığı gibi, hiçbir şeytanın da kimseyi kandıramadığı acîb ve maskaraca bir iftira etmekle teveccüh‑ü âmmeyi hakkımızda kırmağa çalışan resmî polisler, aynı zamanda tokatlarını yemesiyle gösteriyor ki; bize hücum edenler, iftiradan başka hiç çare bulamıyorlar, başka çareleri kalmamış. Hem biz de çok dikkat ve ihtiyat etmeğe, böyle şâyialara ehemmiyet vermemeğe mecbur oluyoruz.