Azîz, Sıddık Kardeşlerim,
Cenâb‑ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki, bu yeni taarruzda ve çok geniş ve çok evhâmlı taarruz, yüzde bire indi. Dünkü gün dört saat mahkemede ifâdemi aldılar. Evvelce size gönderdiğim ifâdenin aynını ve izâhatıyla cevab verdim. Allah Isparta Adliyesinden çok râzı olsun ki, onların buraya lehimizdeki iş'ârı bize çok yardım etti. Yoksa Afyon’daki evhâm ve burada bazı resmîler gizli düşmanlarımıza da yardımları ile pek çok zahmet çekecektik.
Müsâdere ettikleri Kur'ânımızı Diyânet Reisine göndermişler. Biz de İstanbul’a gönderdiğimiz iki cüzler ve baştaki cüz ile beraber bir mektûb Diyânet Reisine yazdık. “Bunu fotoğrafla tab'etmeğe çalışmak istiyoruz. Diyânet Reisinin tensibi ve muâvenetini ümîd ediyoruz.” diye mektûb yazdık.
Bu defa bana mahkemede sordukları pek çok mânâsız suâller içinde “Ne ile yaşıyorsun?”
Dedim ki: “İktisad bereketiyle” hattâ bir vakit Isparta’da bir ramazanda bir ekmek, bir kilo torba yoğurdu, bir kilo pirinç ile yaşayan bir adam, maîşeti için dünyaya tenezzül etmez ve hediyeyi de kabûl etmeğe mecbur olmaz.