Afyon Emniyet Müdürlüğüne
Ben, sizin, insaniyet ve vicdânınıza i'timâden, mahrem işlerimi size beyân ediyorum. Hem vazife itibariyle siz, bizimle pek çok alâkadarsınız. Çünkü Risale‑i Nurun âsâyiş noktasında yirmi seneden beri yüzbin şâkirdinden hiçbir vukûât olmadığı gibi; pek çok zâbıta memurlarının itiraflarıyla ve bir şey aleyhimizde kaydetmemeleriyle, bunu isbât eder. Buraya Ankara Emniyet-i Umumiye Müdürü geldiğini bir çocuktan işittim. Her hâlde benim hâlimi soracak diye bir şey kaleme aldım ki, rahatsızlığım münâsebetiyle ona, konuşmak yerinde takdim edeyim. Birden gittiğini işittim. Size leffen onu gönderiyorum; münâsib görseniz, berây-ı ma'lûmât ona gönderirsiniz. Ben, dünya işlerini bilmiyorum, halklar ile görüşemiyorum. Senden başka burada kimsem yok ki re'yini alayım. Benim şahsıma ait mes'ele gerçi çok ehemmiyetsizdir, cüz'îdir; fakat Risale-i Nura ait mes'ele; bu vatan ve millete pek çok ehemmiyeti var.
Size kat'iyyen ve çok emârelerle ve kat'î kanâatimle beyân ediyorum ki; gelecek yakın bir zamanda, bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükûmet, Âlem‑i İslâma ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak; mevcûdiyetini, haysiyetini, şerefini, mefâhir-i tarihiyesini onun ibrazıyla gösterecektir.
Said Nursî