Azîz, sıddık kardeşlerim!
Bu defa Sabri ve Hâfız Ali’nin mektûbları, Risale‑i Nurun fevkalâde bir kerâmetini ve hàrika kuvvetini gösteriyor. Medrese-i Nuriyenin çalışkan ve gayyûr talebeleri birkaç gün zarfında, Hâfız Mehmed’in zâyi' olan kitaplarına mukâbil umumunun yazılmasını ve ona verilmesini taahhüd edinmelerine, bu havâlideki şâkirdleri fevkalâde mesrûr eyledi.
Hâfız Ali’nin tahkîkatına gelenlerin, “Mağazalarda kağıt kalmadı. Risale‑i Nur şâkirdleri kağıdı bitirdiler.” diye demeleri ve Mehmed Zühtü’nün kitapları kendine iâde edilmeleri, Risale-i Nur şâkirdlerini müftehirâne teşci' ve teşvik eden bir hâdisedir.
Sabri mektûbunda, “İki‑üç senedir Risale-i Nur, te'lif cihetinde tevakkuf devresini geçiriyor.” diye hikmetini soruyor. Bunun cevabı uzundur. Hem te'lif, ihtiyarımız dâiresinde değil. Hem, Risale-i Nur şâkirdlerinin te'liften hisseleri kalmak için, bazı ehemmiyetli esbâb ve ârızalar mâni oldu.
Burada başta Âsiye olarak Ulviye, Lütfiye gibi çok çalışkan hanım şâkirdler, Medrese‑i Nuriyedeki hemşirelerine ve selâm gönderen Sabri’nin refîkasına, hem kardeşlerine arz-ı hürmet ve selâm ve duâ ederler.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ederiz.