Ehemmiyetli Fakat Bir Derece Mahremdir
Azîz kardeşlerim!
Mahrem, sırr‑ı اِنَّٓا اَعْطَيْنَا’da, cifirle istihrâcım aynen, Münâzarât Risalesi’nde, “Bir nur çıkacak ve göreceğiz.” diye gaybî müjdeler gibi, ilhâmî ve hak bir hakikati fikrimle olan tatbikatımda bir kusur vardı. O kusur, beni düşündürüyordu. Münâzarât ve Sünûhât gibi risalelerdeki müjde‑i nuriye ile Risale-i Nur tam halletti. Geniş dâire-i siyâsiye yerine, yüksek bir dâire-i nuriye ile o kusuru izâle ettiği gibi اِنَّٓا اَعْطَيْنَا sırr‑ı mahreminde, “Oniki, onüç sene sonra İslâmiyete darbe vuranların başlarında öyle müdhiş bir patlayış olacak ki, kıyâmete kadar unutulmayacak.” meâlindeki istihrâc‑ı cifrî çok geniş bir dâirede olduğu hâlde, nur müjdesi sırrının aksine olarak dar bir dâirede ve hususî bir hükûmette tatbik etmek sûretiyle, fikrim o geniş dâireyi ihâta edemeyerek o hakikatin sûretini değiştirmiş.
Hâlbuki o istihrâcın gösterdiği aynı tarihte, o rejimin müessisi ve başı dünyadan göçtü, darbesini yedi. Ve aynı senede, perde altında bilinmeyen ve küre‑i arzın ekserini ve nev'-i beşerin kısm-ı a'zamını istibdâdı altına alan bir müdhiş cereyanın düğümü ve düğmesi ve ma'nen binler başından bir başı ve en müdhişi olan o göçüp giden adam tokat yediği aynı zamanda, daha sene tamam olmadan, o müdhiş cereyanın bütün başları ve tarafdârları öyle semâvî müdhiş tokatlara ve şiddetli fırtınalı musîbetlere tutulmaya başladılar; kıyâmete kadar azâbını çekecekler ve çekiyorlar. Ve edyân-ı semâviyeye ve İslâmiyete ettikleri cinayetlerin cezasını, çok geniş bir dâirede gördüler ve görüyorlar. Mimsiz medeniyetin pisliği ile dünyayı mülevves ettikleri için, aynı istihrâcın gösterdiği tarihte, o mimsiz medeniyetin başına da öyle bir semâvî tokat indi ki, en karanlık vahşetten daha aşağı indirdi.
Elhâsıl: Sırr‑ı اِنَّٓا اَعْطَيْنَا’da çok geniş bir dâire, dar bir dâirede tatbik edilmiş. Nur müjdesi ise, dar ve manevî, fakat yüksek bir dâireyi geniş ve maddî bir dâire sûretinde tasvir edilmişti. Cenâb‑ı Hakk’a yüzbin şükür ediyorum ki, bu iki kusurumu kuvvetli bir ihtar-ı manevî ile ıslah etti. يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ sırrına mazhar eyledi.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ
Azîz kardeşlerim! Sakın bu fıkranın vâsıtasıyla o sırr‑ı mahremi fâş etmeyin ve o risaleyi de araştırmayın. Yalnız bu fıkrayı zararsız görseniz hàslara gösterebilirsiniz.