Azîz, sıddık, fedâkâr, vefâkâr kardeşlerim!
Sizler ile muhâbere edemediğimin sebebi, fevkalâde bir dikkat ve tazyîk ve tecrid altında bulunduğumdur. Hàlık‑ı Rahîm’ime hadsiz şükürler olsun ki, kuvvetli bir sabır ve tahammülü ihsân ederek sû-i kasdlarını akîm bıraktı. Burada müfârakat zamanımın herbir ayı bir sene haps-i münferid hükmünde ezici olduğu hâlde duâlarınız berekâtıyla, inâyet-i İlâhiye her günümü bir ay kadar mes'ûdâne bir ömre çevirdi. Benim istirahatim cihetinde merak etmeyiniz, rahmetin iltifatı devamdadır.
Sabri kardeş! Sabırlı ol; ehemmiyetsiz ve zararsız olan vehmî ve asabî hastalığına ehemmiyet verme. Şifâya duâ edilmekle beraber, zararsız, hatarsızdır.
Çünkü, eğer hatarât, seyyie ise; nasıl ki âyinede temessül eden pislik, pis değil ve âyinedeki yılan sûreti ısırmaz ve ateşin timsâli yakmaz; öyle de, kalbin ve hayâlin âyinelerinde rızâsız, ihtiyarsız gelen pis ve çirkin ve küfrî hâtıralar zarar vermezler. Çünkü ilm‑i usûlde tasavvur-u küfür, küfür değil ve tahayyül-ü şetm, şetm olmaz.
Hasene ise, nurânî olduğundan, tasavvur ve tahayyülü dahi hasenedir. Çünkü âyinede nurânînin timsâli ziyâ verir, hâsiyeti var; kesifin misâli ölüdür, hayatsızdır, te'siri yoktur.
Eğer sâir teellümât‑ı rûhâniye ise; sabra, mücâhedeye alıştırmak için Rabbânî bir kamçıdır. Çünkü, emn ve ye'sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf ve recâ muvâzenesinde sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast hâletleri, Celâl ve Cemâl tecellîsinden intibâh ehline gelmesi, ehl-i hakikatçe medâr-ı terakkî bir düstur-u meşhûrdur.
Şamlı Tevfik’in ihtiyatını takdir etmekle beraber, eski kıymetdâr hizmetlerinin onun defter‑i a'mâline dâimî bir sûrette yazı yazmaları için, o dahi dâimî çalışması gerekti. Şükür; yine elmas kalemiyle vazifesine başlaması, rûhumu ümîdler ve iştiyaklarla neş'elendirdi; Barla hayatını hasretle hatırlattı.
Sabri kardeş! İmâmet vazifesinde Risaletü'n‑Nura zarar yok, ruhsatla amel niyetiyle şimdilik çekilme.
Husrev kardeş! Beşinci Şuâ’ın kıymetini tam beyân ve takdirin beni çok mesrûr etti. İkinci defa yaldızlı bir Kur'ânı yazdığın, beni fevkalâde müferrah etti. Hem, benim için de yeni risaleleri mübârek kaleminle istinsah ettiğin, beni minnetdârlık hissinden mesrûrâne ağlattı.
Rüşdü ve Re'fet’in sıhhatleri ve kemâl‑i sadâkat ve sebatları hazîn endişelerimi izâle etti. Isparta talebeleri hatırları için, ben Isparta’yı kendi karyem Nurs ile beraber duâmda dâhil ediyorum. Hattâ emvâtına, Nurs emvâtı gibi duâ ediyorum, hakîki vatanım ve memleketim nazarıyla o vilâyete bakıyorum.
Makinesi kuvvetli Ali kardeş! Sizlerin hàlisâne ve ciddi fa'âliyetinizden, Risale‑i Nura sizler gibi sarsılmaz çok talebeler zuhûr ve devam ettiklerini ümîd ederdim. Bildiğim Abdullâh gibi ve bilmediğim umum kardeşlerime selâmımı ve bütün manevî kazançlarıma onları teşrîk ettiğimi tebliğ ediniz. Muhâberemde isimlerini yazmadığım ve hâtırımda yazdığım kıymetdâr kardeşlerimle çok alâkadarım.
Kardeşlerim! Çok ihtiyat ediniz, münâfıklar çoktur. Mümkün oldukça risalelerin buradan irsâl edildiğini söylemeyiniz; tâ Risale‑i Nur hizmetine zarar gelmesin. Maatteessüf ben burada bütün bütün yalnız kaldığım için çok ehemmiyetli hakikatler yazılmadan, kaydedilmeden geldiler ve gittiler.
Kuleönü’nün hàlis ve ciddi ve mübârek çalışkanlarına İslâmköyü’nün sâdık ve gayretli ve kesretli talebelerine ve Barla’da vefâdâr ve kıymetli dostlarıma ve bilhassa Eğirdir’de fedâkâr ve vefâdâr Hakkı ve Mehmed gibi kardeşlerime ve sâir umum ihvânıma binler selâm ve duâlar.
Duâlarınıza kuvvetli i'timâd eden ve çok muhtaç bulunan kardeşiniz Said Nursî