بِاسْمِهِ
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حَاصِلِ ضَرْبِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ ف۪ي حُرُوفِ الْقُرْاَنِ
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Evvelâ: Bütün rûh u canımla mübârek Ramazanınızı tebrik ederim. Ve o mübârek şehirde ettiğiniz duâların, Cenâb‑ı Hak yanında makbûl olmasını Erhamürrâhimîn’den niyâz ederim.
Sâniyen: Bu seneki Ramazan‑ı Şerîf hem Âlem-i İslâm için, hem Risale-i Nur şâkirdleri için gayet ehemmiyetli, pek çok kıymetlidir.
Risale‑i Nur şâkirdlerinin iştirâk-i a'mâl-i uhreviye düstur-u esâsiyeleri sırrınca, herbirisinin kazandığı mikdar, herbir kardeşlerine aynı mikdar defter-i a'mâline geçmesi o düsturun ve Rahmet-i İlâhiye’nin muktezâsı olmak haysiyetiyle, Risale-i Nur dâiresine sıdk ve ihlâs ile girenlerin kazançları pek azîm ve küllîdir. Herbiri, binler hisse alır. İnşâallâh emvâl-i dünyeviyenin iştirâki gibi inkısam ve tecezzî etmeden, herbirisine aynı amel, defterine geçmesi; bir adamın getirdiği bir lamba, binler âyinelerin herbirisine aynı lamba inkısam etmeden girmesi gibidir.
Demek, Risale‑i Nurun sâdık şâkirdlerinden birisi, Leyle-i Kadr’in hakikatini ve Ramazanın yüksek mertebesini kazansa, umum hakîki sâdık şâkirdler sâhib ve hissedar olmak vüs'at-i Rahmet-i İlâhiye’den çok kuvvetli ümîdvârız.