بِاسْمِهِ
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حَاصِلِ ضَرْبِ حُرُوفِ مَا اَرْسَلْتُمْ لَنَا مِنَ الرَّسَائِلِ ف۪ي عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ هٰذِهِ اللَّيْلَةِ الرَّغَائِبِ وَلَيْلَةِ الْمِعْرَاجِ وَلَيْلَةِ الْبَرَاتِ وَلَيْلَةِ الْقَدْرِ وَاَعْطَاكُمُ اللّٰهُ بِعَدَدِهَا ثَوَابًا وَحَسَنَاتٍ اٰم۪ينَ
Azîz ve sıddık kardeşlerim ve fedâkâr ve sâdık arkadaşlarım!
Evvelâ: Sizin, bu mübârek şühûr‑u selâse ve içindeki kıymetdâr leyâli-i mübârekeleri tebrik ediyoruz. Cenâb-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regâib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevâb versin, âmîn.
Sâniyen: Sizin bu defa nurlu hediyelerinizin her harfine mukâbil Cenâb‑ı Erhamürrâhimîn defter-i a'mâlinize bin hasene yazsın ve Âsım’ın rûhuna bin rahmet versin, âmîn.
Sâlisen: Kur'ân‑ı Mu'cizü'l-Beyân’ın ve Risale-i Nurun hazinelerinin kerâmetli ve yaldızlı bir anahtarı olan kalem-i Husrevî, elhak, Mu'cizât-ı Ahmediye’nin (asm) gizli güzelliğini her göze gayet parlak ve güzel gösteriyor. Cenâb-ı Hak bu kalemi, bu hizmette muvaffak ve dâim eylesin, âmîn.
Mübârek hey'etinin büyük bir kahramanı Büyük Ali’nin sisteminde Küçük Ali’nin Mu'cizât‑ı Kur'âniye’si, Mu'cizât-ı Ahmediye’nin tam mutâbık bir bâkî pırlanta tarzında mevki aldı. Erhamürrâhimîn her harfine mukâbil, yazana on sevâb ihsân eylesin, âmîn.
Mehmed Tahiri, Küçük Lütfi’nin hayrü'l‑halefi ve Atabey’in kahramanı, bu havâliye nurlu ve güzel hediyeleri çok kıymetdârdır. Rahmânürrahîm hazine-i rahmetinden ona ve pederine her harfine ve her kelimeye mukâbil rahmet etsin, âmîn.
Aydınlı Hasan Ulvi’nin kuvvetli kalemi, inşâallâh merhum Âsım’ın noksan bıraktığı vazife‑i nuriyeyi tekmîl edecek ve o güzel kalemle Âsım’ın ve Lütfi’nin rûhlarını şâd edecek. Onun küçük hediyesi, ilerideki kıymetdâr hizmetlerini ihsâs ederek büyük bir mevki aldı. Allah ondan râzı olsun, âmîn.
Risale‑i Nurun erkân-ı mühimmesinden ve resâil içinde suâlleriyle ehemmiyetli bir mevki tutan ve onunla beraber ma'nen yaşayan kardeşimiz Re'fet Bey’in mektûbuyla ve Gül fabrikasının gül-ü Muhammedî (asm) bahçesini yetiştiren Husrev’in mektûbuna ayrı birer mektûbla cevab yazmak isterdim, fakat şimdilik vakit müsâade etmedi.