Azîz, sıddık kardeşlerim!
Sizlerin ümîdimin pek fevkınde gayret ve fa'âliyetiniz, beni âhir hayatıma kadar mesrûr ve müteşekkir edecek bir mâhiyettedir.
Bu defa mektûbunuzda, “Hıfz‑ı Kur'ân’a çalışmak ve Risale-i Nuru yazmak, bu zamanda hangisi takdim edilse daha iyidir?” diye suâlinizin cevabı bedîhîdir. Çünkü: Bu kâinâtta ve her asırda en büyük makam Kur'ân’ındır. Ve her harfinde, ondan tâ binler sevâb bulunan Kur'ânın hıfzı ve kırâati her hizmete mukaddem ve müreccahtır. Fakat, Risale‑i Nur dahi O Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın hakàik-ı îmâniyesinin bürhânları, hüccetleri olduğundan ve Kur'ânın hıfz ve kırâatine vâsıta ve vesile ve hakàikını tefsir ve izâh olduğu cihetle, Kur'ân hıfzıyla beraber ona çalışmak da elzemdir.
Nur fabrikası ve Gül fabrikası devâirinde, Mübârekler Hey'etinde, Lütfi’ler nümûnelerinde, Hacı Hâfızlar cemâatinde, Sıddık Süleyman, Hakkı’nın makamlarında bulunan herbir kardeşlerimize, hususan elli ümmîden çıkan Risale‑i Nur talebelerine birer birer selâm ve duâ ediyoruz ve duâlarınızı istiyoruz.
س. ع.