Azîz, sıddık kardeşlerim!
Evvelâ: Sizin Leyle‑i Berât’ınızı ve gelecek Ramazanınızı tebrik eder ve bu gelecek Leyle-i Kadr’i hakkınızda ve hakkımızda bin aydan daha hayırlı olmasını ve defter-i a'mâlimize böyle geçmesini Cenâb-ı Hak’tan niyâz ediyoruz ve böylece, bayrama kadar اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ لَيْلَةَ قَدْرِنَا ف۪ي هٰذَا رَمَضَانَ خَيْرًا مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ لَنَا وَلِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ duâsını etmeye niyet ettik.
Hem sizin iki mu'cizeli Kur'ânı bizlere bu mübârek aylarda göndermeniz, inşâallâh o derece medâr‑ı bereket ve sevâb ve hasenât ve fütûhât olacak ki; hakkımızda bu Ramazanın herbir günü bir Leyle-i Kadir hükmüne geçeceğini Rahmet-i İlâhiye’den ümîd ederiz.
Şimdiden biz tedbir ettik ki; iki Kur'ânı, Risale‑i Nurun buradaki hàs talebeleri, Ramazan-ı Şerîfte, herbiri, her günde bir cüz'ünü sizin ile beraber okumak ile, Ramazanın her gününde bir hatme-i Kur'âniye olarak, manevî ve çok geniş bir mecliste, Isparta ve Kastamonu’yu ihâta eden bir dâirede halka tutan Risale-i Nur talebelerinin ve o dâirenin merkezinde sizler bulunmak cihetiyle Risale-i Nur şâkirdlerinin etrafınızda olarak; Nakşî’de, “Hatme-i Hâcegân” tarzında, fakat çok büyük bir mikyâsta Risale-i Nurun bütün şâkirdleri ma'nen hazır ve o dâirede bulunuyor niyetiyle tasavvuru ile okunmak, o kudsî hatmeyi yapmak Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden tevfik niyâz ederiz.
Sâniyen: Hacı Hâfız’ın Sav köyünün kahraman talebelerinin fevkalâde hizmetleri, oralarda sebeb‑i teşvik ve medâr-ı gayret ve nümûne-i imtisal olduğu gibi, bu havâlide dahi onların o hàrikulâde sa'y ü gayretleri, fevkalâde hüsn-ü misâl ve nümûne-i gayret olarak ehemmiyetli bir intibâh ve iştiyaka sebebiyet vermiş. Kahraman Husrev’in onlara dair mektûbları, mübârek nushalar gibi, tenbellik, lâkaydlık hastalıklarına mübtelâ olanlara şifâ olur, ellerde gezer.
Sâlisen: Sizin buraya gelen kıymetdâr mektûblarınızı lâhikaya yazmışız; fakat bazı kelimeleri tayyettik. Müfritâne hüsn‑ü zandan gelen cümleleri ta'dil ettik, gücenmeyiniz.
Râbian: İslâmköyü, Kuleönü ortasında olan ve Sıddık Sabri ve Lütfi gibi talebeleri yetiştiren Atabey, Aras karyesi, çok defa hâtırıma geliyordu, “Acaba bu köy neden geri kaldı, söndü?” diye düşünüp müteessir oluyordum. Fakat Cenâb‑ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki; Tâhir ve Abdullâh Çavuş o endişemi tamamıyla izâle ettiler; büyük bir tesellî bana verdiler. Hattâ Tâhir’in, bu defa bize hediye ettiği Lem'alar ve Yedinci Şuâ’yı bir cild içinde cild ettikten sonra mütâlaa ettim. O Tahiri’de, bir Husrev, bir Lütfi, bir Âsım gördüm. Cenâb‑ı Hak ondan ve sizlerden ebediyen râzı olsun. Onun o nüshası, burada çok iş görecek inşâallâh.
Kur'ân‑ı Azîmü'ş-Şân ve Mu'cizü'l-Beyân’ın, Hizbü'l-Ekberü'l-A'zam nâmında, Resâili'n-Nuriyenin menba'ları ve esâsları olan beşyüzden fazla âyâtları yazdık; bu Ramazanda size göndermeye muvaffak olamadık. İnşâallâh bir vakit size gönderilecek.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ederiz. Ve bu mübârek eyyâmda ve leyâlide duâlarını isteriz.