Âhirzamandan Haber Veren Mühim Bir Hadîs
لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّت۪ي ظَاهِر۪ينَ عَلَى الْحَقِّ حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِهِ
Ramazan‑ı Şerîfte onuncu günün ikinci saatinde birden bu Hadîs-i Şerîf hâtırıma geldi. Belki, Risale-i Nur şâkirdlerinin tâifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binâen ihtar edildi. لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّت۪ي şedde sayılır, tenvin sayılmaz; fıkrasının makam‑ı cifrîsi bin beşyüz kırkiki ederek nihâyet-i devamına îmâ eder.لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُظَاهِر۪ينَ عَلَى الْحَقِّ şedde sayılır, fıkrası dahi; makam‑ı cifrîsi bin beşyüz altı edip, bu tarihe kadar zâhir ve âşikârâne, belki gâlibâne; sonra tâ kırkikiye kadar, gizli ve mağlûbiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın îmâ eder.
وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِلَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُحَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِهِ
şedde sayılır, fıkrası dahi; makam‑ı cifrîsi bin beşyüz kırkbeş olup kâfirin başında kıyâmet kopmasına îmâ eder.
لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ
Cây‑i dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil'ittifak bin beşyüz tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına mânidâr, ma'kul ve hikmetli bir sûrette bin beşyüz altıdan tâ kırkikiye, tâ kırkbeşe kadar üç inkılâb-ı azîmin ayrı ayrı zamanlarına tetâbuk ve tevâfuklarıdır. Bu îmâlar gerçi yalnız bir tevâfuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil, fakat birden ihtar edilmesi bana kanâat verdi. Hem kıyâmetin vaktini kat'î tarzda kimse bilmez; fakat, böyle îmâlar ile bir nev'i kanâat, bir gâlib-i ihtimal gelebilir.
Fâtiha’da صِرَاطِ مُسْتَق۪يمْ ashâbının tâife‑i kübrâsını ta'rif eden اَلَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْfıkrası, şeddesiz bin beşyüz altı veya yedi ederek tam tamına ظَاهِر۪ينَ عَلَى الْحَقِّfıkrasının makamına tevâfuku ve mânâsına tetâbuku ve şedde sayılsa لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّت۪ي fıkrasına üç mânidâr farkla tam muvâfakati ve ma'nen mutâbakatı bu hadîsin îmâsını te'yid edip remz derecesine çıkarıyor.
Ve müteaddid âyât‑ı Kur'âniye’de صِرَاطِ مُسْتَق۪يمْ kelimesi, bir mânâ‑yı remziyle Risaletü'n-Nura mânâca ve cifirce îmâ etmesi remze yakın bir îmâ ile, Risaletü'n-Nur şâkirdlerinin tâifesi, âhirzamanda o tâife-i kübrâ-yı a'zamın âhirlerinde bir hizb-i makbûl olacağını işâret eder diye def'aten birden ihtar edildi.
اَلْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِلَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ