Birinci Nükteli İşâret
Şu kâinâtın Sâhib ve Mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvîr ediyor ve herşeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gayeleri, fâideleri irâde ederek tedvîr ediyor.
Mâdem yapan bilir, elbette bilen konuşur. Mâdem konuşacak, elbette zîşuûr ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak. Mâdem zîfikirle konuşacak, elbette zîşuûrun içinde en cem'iyetli ve şuûru küllî olan insan nev'i ile konuşacaktır. Mâdem insan nev'i ile konuşacak, elbette insanlar içinde kàbil‑i hitâb ve mükemmel insan olanlarla konuşacak.
Mâdem en mükemmel ve isti'dâdı en yüksek ve ahlâkı ulvî ve nev'‑i beşere muktedâ olacak olanlarla konuşacaktır; elbette, dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek isti'dâdda ve en àlî ahlâkta ve nev'-i beşerin humsu O’na iktidâ etmiş ve nısf-ı arz O’nun hükm-ü manevîsi altına girmiş ve istikbâl O’nun getirdiği nurun ziyâsıyla bin üçyüz sene ışıklanmış ve beşerin nurânî kısmı ve ehl-i îmânı, mütemâdiyen günde beş defa O’nunla tecdîd-i bîat edip, O’na duâ-yı rahmet ve saâdet edip, O’na medh ve muhabbet etmiş olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşacak ve konuşmuş ve resûl yapacak ve yapmış ve sâir nev'-i beşere rehber yapacak ve yapmıştır.