بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddık, Müdakkik Kardeşim Re'fet Bey!
Evvelâ: Nevzâd‑ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl-i hayır olarak tebrik ediyorum. İnşâallâh وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْاُنْثٰى sırrına mazhar olacak. Âsım Bey gibi senin de bir kız evlâdı dünyaya gelmesi, meşrebimizde en mühim esâs şefkat olduğu cihetiyle ve şefkat kahramanları kızlar olduğundan ve en sevimli mahlûk bulunduğundan daha ziyâde tebrike şâyânsınız. Zannederim, bu zamanda erkek çocukların tehlikesi daha çok. Cenâb‑ı Hak onu sizlere medâr-ı tesellî ve ünsiyet ve evinize küçük bir melâike hükmüne getirsin. “Rengigül” ismi yerine “Zeyneb” olsa daha münâsibdir.
Sâniyen: Hikmetü'l‑İstiâze’nin besmele-i şerîfenin sırlarına dair senin ve Şerîf Efendi’nin ifâdeleriniz kısadır. Tenkid mi, takdir mi anlaşılmıyor. Zâten mükerreren demiştim: Herkes her risalenin her mes'elesini anlamasına muhtaç değil, ne kadar anlarsa kâfîdir.
Sâlisen: Âlem‑i misâl, âlem-i ervâhla âlem-i şehâdet ortasında bir berzahtır. Her ikisine birer vecihle benzer. Bir yüzü ona bakar, bir yüzü de diğerine bakar. Meselâ, âyinedeki senin misâlin sûreten senin cismine benzer, maddeten senin rûhun gibi latîftir. O âlem-i misâl; âlem-i ervâh, âlem-i şehâdet kadar vücûdu kat'îdir. Acâib ve garâibin meşheridir, ehl‑i velâyetin tenezzühgâhıdır.
Küçük bir âlem olan insanda kuvve‑i hayâliye olduğu gibi, büyük bir insan olan âlemde dahi bir âlem-i misâl var ki, o vazifeyi görüyor ve hakikatlidir. Kuvve-i hâfıza Levh-i Mahfûz’dan haber verdiği gibi, kuvve-i hayâliye dahi âlem-i misâlden haber verir.
Başta Husrev, Bekir Bey, Rüşdü, Lütfi, Hâfız Ahmed, Sezâi, üç Hoca, üç Mehmed, hânenizdeki üç masûm ve kayınpederin olarak oradaki kardeşlerimize selâm ve duâ ediyorum.
اَلْبَاق۪ي هُوَ الْبَاق۪ي Kardeşiniz Said Nursî