بِاسْمِهِ
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddık, Dikkatli Kardeşim Re'fet Bey!
Evvelâ: Onuncu Söz’ün Birinci İşâreti’nin âhirinde, “Evet, bir şeyden herşeyi yapmak ve herşeyi bir tek şey yapmak herşeyin Hàlık’ına hàs bir iştir.” Şu cümle hem Yirmiikinci Söz’ün lem'alarında, hem Otuzüçüncü Mektûb’un pencerelerinde, hem Yirminci Mektûb’un onbir kelimelerinde izâh ve isbât edilmiştir. Buradaki külliyet nisbî ve örfîdir. “Bir şeyden herşeyi yapmak”taki murad, bütün dünyanın mevcûdâtını bir şeyden yapmak ve icâd etmek değildir. Belki ondaki murad; bir şeyden yani bir katre sudan, bir insanın, bir hayvanın herşeyini, her eczâsını, herbir cihâzâtını halkediyor ve bir şey olan topraktan nebâtât ve hayvanatın herbir şeylerini ondan halkeder demektir. Hem “herşeyi bir tek şey yapmak” cümlesindeki külliyet mukayyeddir, nisbîdir. Yani insanın yediği her nev' taamdan o insanda basit bir cild ve bir kan ve bir et ve hâkezâ…
Elhâsıl, bu külliyetten maksad odur ki; bir şeyi çok muhtelif eşyaya çevirmek ve birçok muhtelif eşyayı da bir tek şey yapmak, ancak Hàlık‑ı Külli Şey’e mahsûstur.
Sâniyen: Minhâcü's‑Sünne’yi kendi hattınla yazdığına çok memnun oldum. Senin kalemin merhum Abdurrahman’ın kalemi gibi bana şirin geliyor.
Sâlisen: Tenekeci Mehmed Efendi’nin hıfza başlaması mübârektir. Allah muvaffak etsin. Biz ona duâ ile yardım ediyoruz. O da okudukça bize duâ ile yardım etsin. Bedreddin’e ve vâlidesine ve ceddine duâ ediyorum. Sezâi Bey benim nazarımda Isparta’nın bir Zekâi’sidir. Ben de onu görmek istiyorum. Fakat şimdi maddeten, ma'nen kıştır. Zâten sizlere demiştim ki, Said’in şahsının ehemmiyeti yoktur ki, sohbetine arzu edilsin. Üstadınız olan Said ise herbir risaleyi açtıkça onunla sohbet edersiniz. Âhiret kardeşiniz olan Said ise, her sabah akşam Dergâh‑ı İlâhî’de duâ vâsıtasıyla sizinle beraberdir. Sezâi Bey; üstadını, kardeşini istediği vakit görebilir تَسْمَعُ بِالْمُعَيْدِيِّ خَيْرٌ مِنْ اَنْ تَرَاهُ kaidesiyle işitmesi görmekten çok evlâ olan şahs‑ı Said’i görenler bazı pişman olur, keşke görmeseydim der. Bu, davula benziyor, uzaktan sesi iyi geliyor, yakında boş görünüyor.
Başta Husrev, Bekir Bey, Lütfi, Rüşdü, Hâfız Ahmed, Sezâi, Keçeci Şeyh Mustafa, Tenekeci Mehmed Efendi gibi hàs kardeşlerinize selâm ve duâ ediyorum.
اَلْبَاق۪ي هُوَ الْبَاق۪ي Kardeşiniz Said Nursî