بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddık, Ciddi, Samîmî Âhiret Kardeşim ve Hizmet‑i Kur'âniye’de Çalışkan Bir Arkadaşım Re'fet Bey!
Mektûbunuz beni mesrûr etti. Biliniz ki, iki sene evvel mâbeynimizde harâretli bir uhuvvet başladı. Sonra bazı ârızalarla ileri gitmedi. Müjde, şimdi ileri gidiyor. Çünkü Husrev bana yazdığı mektûbunda, senden çok memnun olduğunu, Barla’dan döndükten sonra seni istediğim tarzda bana gösteriyor.
Demek tam onunla ittihâd ve teşrîk‑i mesâî ediyorsun. Elinden geldiği kadar onunla münâsebeti kuvvetleştir. Hem herbir hàs talebenin mühim bir vazifesi, bir çocuğa Kur'ân öğretmek olduğundan sen bu vazifeyi yapmağa başladın. Sen birinci talebelerden olduğundan inşâallâh senin çocuğun da birincilerden olacaktır. Mâdem çocuk benim de evlâd-ı maneviyemdir; ona verdiğin ders, yarısı senin nâmına ise yarısı da benim hesabıma olmalıdır.
Senin rüyan ise çok mübârektir. Tâbiri pek zâhirdir. Isparta bir câmidir. Husrev, Re'fet, Lütfi, Rüşdü gibi zâtların samîmî mütesânid hey'etin şahs‑ı manevîsi sana Said sûretinde gösterilmiş. Risaleler ile verdiğiniz ders ise, va'z u nasihat sûretinde gösterilmiş. Sen namazı kılmadığınızdan geç kalıp acele ederek derse yetişmek tâbiri; Sözler’in neşri haricinde bazı vezâif-i diniye, hem bir parça tenbellik, sizi birincilik hakkın olan birinci derste ikinci derecede kaldığınıza işâret edip, seni îkaz ediyor.
Her ne ise… Ben senden şimdi çok memnunum ve oradaki kardeşlerim dahi senden çok memnundurlar. Cenâb‑ı Hak bizi ve sizi tarîk-ı hakta, Hizmet-i Kur'âniye’de sebat ve metâneti versin, âmîn… Kayınpederiniz Hacı İbrahim Efendi’ye çok selâm ile Bedreddin’e ve hemşireme çok duâ ediyorum.
اَلْبَاق۪ي هُوَ الْبَاق۪ي Kardeşiniz Said Nursî