بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Sizin sebat ve metânetiniz, masonların ve münâfıkların bütün plânlarını akîm bırakıyor.
Evet kardeşlerim, saklamağa lüzum yok. O zındıklar, Risale‑i Nuru ve şâkirdlerini tarîkata ve bilhassa Nakşî Tarîkatına kıyâs edip, o ehl-i tarîkatı mağlûb ettikleri plânlar ile bizleri çürütmek ve dağıtmak fikriyle bu hücumu yaptılar.
Evvelâ: Ürkütmek ve korkutmak ve o mesleğin sû‑i isti'mâlâtını göstermek.
Ve sâniyen: O mesleğin erkânlarının ve müntesibîninin kusurâtlarını teşhîr etmek.
Ve sâlisen: Maddiyûn felsefesinin ve medeniyetinin câzibedâr sefâhet ve uyutucu lezzetli zehirleriyle ifsad etmek ile mâbeynlerinde tesânüdü kırmak ve üstadlarını ihanetlerle çürütmek ve mesleklerini fennin, felsefenin bazı düsturlarıyla nazarlarından sukùt ettirmektir ki, Nakşîlere ve ehl‑i tarîkata karşı isti'mâl ettikleri aynı silâh ile bizlere hücum ettiler, fakat aldandılar.
Çünkü; Risale‑i Nurun meslek-i esâsı; ihlâs-ı tâmm ve terk-i enâniyet ve zahmetlerde rahmeti ve elemlerde bâkî lezzetleri hissedip aramak ve fânî ayn-ı lezzet-i sefîhânede elîm elemleri göstermek ve îmânın bu dünyada dahi hadsiz lezzetlere medâr olmasını ve hiçbir felsefenin eli yetişmediği noktaları ve hakikatleri ders vermek olduğundan, onların plânlarını inşâallâh tam akîm bırakacak ve meslek‑i Risale-i Nur ise tarîkatlara kıyâs edilmez diye onları susturacak.
Bir Latîfe:
Bu sabah, yanımdaki jandarma koğuşundan biri beni çağırdı, pencereye çıktım. Dedi: “Bizim kapımız kendi kendine kapandı, ne yapıyoruz açılmıyor.” Ben de dedim: “Size işârettir ki; nöbetdar olduğunuz ve üstlerinden kapı kapattığınız adamlar içinde sizin gibi masûmlar var. Hattâ on seneden beri görmediğim bir kardeşimle bir dakika görüşmek bahânesiyle bana ihanet ve başka bahâne ile dış kapımızın ikincisini dahi kapadılar. Onun cezası olarak, sizin kapınız dahi kapandı.”
Said Nursî