Azîz, Sıddık, Mübârek Kardeşlerim!
Birkaç gündür sizin ile konuşmadığımın sebebi, şimdiye kadar emsâlini görmediğim şiddetli ve zehirli bir hastalıktır. Ben, Risale‑i Nur hesabına âhir ömrüme kadar Nur ve gül dâiresindeki sebatkâr ve metîn ve sarsılmaz kardeşlerimle, Kastamonulu fedâkârlar ile ebeden müteşekkirâne iftihar ediyorum ve onlarla bütün zâlimlerin sıkıntılarına karşı bir kuvvetli nokta-i istinâd ve tam bir tesellî buluyorum. Şimdi ölsem, onlar var diye ferâh-ı kalble ecelimi karşılayacağım…
Ehl‑i dünya, ben onlarla mübâreze ediyorum diye asılsız tevehhüm ederek beni hapse attılar. Fakat kader-i İlâhî, ben onlarla konuşmadığım ve ıslah-ı hâllerine çalışmadığımdan beni hapse attı. Ve hapiste yalnız birkaç arkadaşımla kalsam, Ankara makàmâtına karşı Âlem-i İslâmı alâkadar edecek bir alenî muhâkeme isteyeceğim ve da'vâ edeceğim ve Meyve Risalesi’ni ve müdafaât parçalarını yeni harfle müteaddid nüshalar çıkarıp mühim makàmâta göndereceğiz inşâallâh.