Azîz Kardeşlerim!
Meyve’nin mes'elelerinin tekmîl edilmesine meydân vermeyen mânilerin zevâli ile inşâallâh yine başlanacak ki; birisi, soğuk; birisi, masonların onun kuvvetinden dehşet almalarıdır. Ben, bu musîbette, kader‑i İlâhî cihetini düşünüyorum. Zahmetim rahmete inkılâb eder. Evet, Risale‑i Kader’de beyân edildiği gibi, her hâdisede iki sebeb var:
Biri zâhirîdir ki; insanlar ona göre hükmederler, çok defa zulmederler.
Biri de hakikattir ki; Kader‑i İlâhî ona göre hükmeder, o aynı hâdisede beşer zulmünün altında adâlet eder. Meselâ; bir adam, yapmadığı bir sirkat ile zulmen hapse atılır. Fakat gizli bir cinayetine binâen, kader dahi hapsine hüküm verir, aynı zulm-ü beşer içinde adâlet eder.
İşte bu mes'elemizde elmaslar, şişelerden; sıddık fedâkârlar, mütereddid sebatsızlardan; ve hàlis muhlisler, benlik ve menfaatini bırakmayanlardan ayrılmak için bu şiddetli imtihana girmemizin iki sebebi var:
Birisi: Ehl‑i dünya ve siyasetin evhâmlarına dokunan kuvvetli bir tesânüd ve ihlâsla fevkalâde hizmet-i diniyedir; zulm-ü beşer buna baktı.
İkincisi: Herkes kendi başına bu kudsî hizmete tam ihlâs ve tam tesânüd ile tam liyâkat göstermediğimizden, kader dahi buna baktı.
Şimdi kader‑i İlâhî, ayn-ı adâlet içinde hakkımızda ayn-ı merhamettir ki; birbirine müştâk kardeşleri bir meclise getirdi, zahmetleri ibâdete ve zâyiâtları sadakaya çevirdi. Ve yazdıkları risaleleri her taraftan nazar-ı dikkati celbetmek ve dünyanın mal ve evlâdı ve istirahati pek muvakkat ve geçici ve her hâlde bir gün onları bırakıp toprağa girecek olmasından, onların yüzünden âhiretini zedelememek ve sabır ve tahammüle alışmak ve istikbâldeki ehl-i îmâna kahramanâne bir nümûne-i imtisal, belki imâmları olmak gibi çok cihetle ayn-ı merhamettir.
Fakat yalnız bir cihet var ki, beni düşündürüyor. Nasıl bir parmak yaralansa; göz, akıl, kalb ehemmiyetli vazifelerini bırakıp onunla meşgul oluyorlar; öyle de: Bu derece zarûrete giren sıkıntılı hayatımız; yarasıyla kalb ve rûhumuzu kendiyle meşgul eder. Hattâ dünyayı unutmak lâzım olduğu bir zamanımda, o hâl beni masonların meclisine getirdi, onları tokatlamakla meşgul eyledi. Cenâb‑ı Hak bu gaflet hâlini de bir mücâhede-i fikriye nev'inden kabûl etmek ihtimaliyle tesellî buldum.
Risale‑i Nurun kıymetdâr muallimi Hâfız Mehmed’in kardeşi Ali Gül’ün selâmını aldım. Ben hem ona, hem bütün hemşehrilerine ve Sava’nın bütün ahyâ ve emvâtına binler selâm ve duâ ederim.