بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
………………………
Beşinci Nokta: Risale‑i Nur – bu Anadolu memleketine – belâların def'ine ehemmiyetli bir vesiledir. Sadaka nasıl belâyı def'ediyor, onun intişarı ve okunması küllî bir sadaka nev'inde semâvî ve arzî belâların def'ine çok emâreler ve çok hâdiselerle tebeyyün etmiş. Hattâ Kur'ânın işâretiyle tahakkuk etmiş. Ve yazmasını ve intişarını men'etmek zamanlarında dört defa zelzelelerin başlaması ve intişarıyla durmaları ve Anadolu’da ekser okunması, İkinci Harb‑i Umumî’nin Anadolu’ya girmemesine bir vesile olduğu “Sûre-i وَالْعَصْرِ” işâret ettiği, bu iki ay kuraklık zamanında mahkemenin Risale‑i Nurun berâetine ve vatana menfaatli olduğuna dair kararını mahkeme-i temyiz tasdik ederek tam bir serbestiyetle Risale-i Nurun intişar ve okunmasını beklerken, bütün bütün aksine olarak men'edilmesi ve mahkemedeki risalelerin sâhiblerine iâde edilmemesi ve bizi de o cihetle konuşmaktan men'etmeleri cihetiyle, belâların def'ine vesile olan bu küllî sadaka-i maneviye; karşı çıkamadı, günahımız neticesi kuraklık başladı.
Biz Risale‑i Nur şâkirdleri, dünyaya çok ehemmiyet vermediğimizden, dünyaya yalnız Risale-i Nur için baktığımızdan, bu yağmursuzlukta dahi o noktadan bakıyoruz. İşte Denizli’de mahkemeye verilen cüz'î bir kısım Risale-i Nur, sâhiblerine iâdesinin aynı zamanında, burada dahi bir kısım zâtlar yazmağa başlamaları aynı vaktinde, bu yağmursuzlukta bir derece rahmet yağdı. Fakat Risale-i Nurun serbestiyeti cüz'î olmasından, rahmet dahi cüz'î kaldı. İnşâallâh yakında benim de risalelerim iâde edilecek, tam serbest ve intişarı küllîleşecek ve rahmet dahi tam olacak.