Suâl: “İşâret‑i Kur'âniye Risalesinde Fâtiha’nın Sırat-ı Müstakîm ashâbı ki اَلَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ âyetinin ta'rif eylediği tâife içinde; Hem لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّت۪ي … حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِهِ … الخ hadîsinin âhirzamanda gösterdiği mücâhidler içinde; Hem وَالْعَصْرِ Sûresi’nin اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلوُا الصَّالِحَاتِ ile başlayan üç cümlesinde mânâ‑yı işârî ile hususî bir sûrette dâhil bir ferdin Risale-i Nur şâkirdleri olduğuna sebeb nedir ve vech-i tahsîsi nedir?”
Elcevab: Sebebi ise: Risale‑i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakàik-ı Kur'âniye muammâlarını hall ve keşfetmiştir ki; herbir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehâta ve şükûka düşüp, tereddüdlerden kurtulmayıp bazen îmânını kaybederdi. Şimdi bütün dinsizler toplansa, o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler. Yirmisekizinci Mektûb’da “İnâyât-ı Seb'a”da bir kısmına işâret edilmiş. İnşâallâh, bir zaman o tılsımlar müstakil bir risalede cem'edilecek.
Said Nursî