Sabri’nin bir fıkrasıdır
Eyyühe'l‑Üstad!
Eyyâm‑ı baharın herbir gününün, birer letâfet ve tarâvet-i bî-misâli ve acîb tebeddülü, Fâtır-ı Akdes Hazretlerinin nihâyetsiz kudret ve azametini irâe eylediği gibi, deryâ-yı Nurun da bî-nazîr ve hayret-bahş bir baharı, Minhâclar, Mirkâtler, İstiâzeler ve emsâli latîf, şirin, nurânî ezhâr ve esmâr-ı bînihâyeleri, ehl-i îmân ve tevhide taze hayat bahşediyorlar. Bu nurlar öyle manevî gıdâlar ki, herkesi, her ân doyurmağa kâfî ve bu elmaslar öyle kıymetdâr birer ridâlardır ki, herkesi her zaman ısıtmağa vâfîdir. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي
Azîz büyük Üstadım! Bu risaleleri okudukça rûhum güller gibi açılıyor, hayat‑ı fâniyeden gelen âlâm ve meşakkati kaldırıp atıyor. Yerine, kanâat gibi bir kenz-i mahfîyi iddihar ediyor. Ve diyorum:
“Ey rûh! Şimdiye kadar manevî taleb ve arzularını te'min eden nur fabrikasının elmas ve cevherlerinden herbirerlerinin ayrı ayrı kıymet ve zarâfetlerini görünce, bundan daha kıymetdâr bir eser olamaz.” deyip, sen hâlen, ben kàlen hükmediyorduk. Envâr‑ı Kur'âniye ve reşehât-ı Furkàniye ve lemeât-ı bekàiyenin işte nihâyeti yokmuş… Elhamdülillâh hakàik-ı Kur'âniye’den yevmen feyevmen nasîbedâr oluyoruz ve olacağız inşâallâh. Hemen Cenâb-ı Kibriyâ, şu enhâr-ı kevseri hayat-ı bâkiye harmanı olan mahşere kadar akıtsın. Âmîn…
Üstadım Efendim, bugün harekât‑ı mâziyem ile ahvâl-i hâzıramı mukayese ciheti ihtar edildi. – Alâ-kadri'l-istitâa – tedkik ettim. Neticede ahvâl-i hâzıramı – hamden sümme hamden – sıklet cihetinde pek hafif ve kıymet hususunda pek ağır buldum. Harekât-ı sâbıkam ise bunun hilâfınadır. Elhamdülillâh Cenâb-ı Feyyâz-ı Hakîki, âciz, fakir, muhtaç kullarından rahmet-i Rabbâniyesini esirgemedi… “Armut piş, ağzıma düş” kabîlinden her nev'i malzeme-i cerrâhiye-i rûhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsân buyurdu. Eğer bizler, bu ameliyâtı görmeseydik ve bu nurlu ve zevkli, şevkli ihrama girmeseydik, hubb-u câh yüzünden acaba hangi bid'attan geri duracaktık.
İşte lâyuadd ve lâyuhsâ nurların bîpâyân füyûzâtı, zümre‑i muvahhidîni medyûn-u şükrân bırakmıştır. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Hemen Cenâb‑ı Hak cümle Ümmet-i Muhammed’i envâr-ı Kur'âniye’den müstefîd ve hakîki muvahhidîn sınıfına ilhâk ve şimdiye kadar gafletle geçirdiğimiz zamanlardan, defter-i a'mâlimize yazılan seyyiâtımızı, rahmetiyle afv buyursun‥ âmîn.
Hulûsi‑i Sânî Sabri