Yaşasın Şerîat‑ı Ahmedî (asm)
Şerîat‑ı Garrâ, Kelâm-ı Ezelî’den geldiğinden, ebede gidecektir. Nefs-i emmârenin istibdâd-ı rezîlesinden selâmetimiz; İslâmiyete istinâd iledir, O Hablü'l-Metîne temessük iledir ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek, îmândan istimdâd iledir. Zîra, Sâni'-i Âleme hakkıyla abd ve hizmetkâr olanın, halka ubûdiyete tenezzül etmemesi gerektir. Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asğarında cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve Ahlâk-ı Ahmediye ile tahalluk ve Sünnet-i Nebeviye’yi ihyâ ile muvazzaftır.
Ey evliyâ‑i umûr! Tevfik isterseniz; kavânîn-i âdetullâha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa; tevfiksizlikle cevab-ı red alacaksınız. Zîra, mâruf umum enbiyânın memâlik-i İslâmiye ve Osmaniye’den zuhûru, kader-i İlâhiye’nin bir işâret ve remzidir ki; bu memleket insanlarının makine-i tekemmülâtının buharı diyânettir. Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Rumeli bostanının çiçekleri, Ziyâ-yı İslâmiyetle neşv ü nemâ bulacaktır. Dünya için din fedâ olunmaz. Gebermiş istibdâdı muhâfaza için vaktiyle mesâil-i şerîat rüşvet verilirdi. Dinin mes'eleleri terk ve fedâ edilmesinden, zarardan başka ne fâidesi görüldü?‥ Milletin kalb hastalığı za'f-ı diyânettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir.
Bizim cemâatimizin meşrebi, muhabbete muhabbet ve husûmete husûmettir. Yani, beyne'l‑İslâm muhabbete imdâd ve husûmet askerini bozmaktır. Mesleğimiz ise, Ahlâk-ı Ahmediye ile tahalluk ve Sünnet-i Peygamberî’yi ihyâ etmektir. Ve rehberimiz, Şerîat-ı Garrâ ve kılıncımız da, berâhin-i kàtıa‥ ve maksadımız İ'lâ-yı Kelimetullâhtır!…
Bediüzzaman